YEMENİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YEMENİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2013 Pazartesi

YEMENİLERİN SON MOHİKANI

Kader bana yine harika bir armağan sundu."Yemenilerin son mohikanıy"la tanıştım.
Aslında sıradan bir cumartesiydi.Sultan Ahmet'teki İpekyolu Zanaatkarları Fuarına kardeşime eşlik etmeye gitmiştim.Kore dizileri seyredecek yaşı çoktan geçtiğimizden fuarın ana teması Koreliler ve Kore Kültürü doğal olarak hiç dikkatimizi çekmedi.Fuarı şöyle bir gezip giden ziyaretçilere,hasetle bakarken yan standdan tak-tak sesleri gelmeye başladı.Sıkıntıdan fareli köyün kavalcısı gelse peşine takılabilecek bir havadaydım.(zaten bir kavalcının peşine takıldım da).
   Kapının önünde alçak bir iskemlede nur yüzlü bir dede oturuyor,kucağında ki bir ayakkabıya iğnesini inanılmaz bir hızda batırıp çıkarıyor.(ben o hızda sökük dikemem)Sarayın bir asırlık bilge kunduracısı, uyuyan prensese son çare bir çift büyülü ayakkabı dikiyor.
 
Kendi gezegenime döndüğümde onu oraya turistlere şov yapsın diye oturduklarını düşünerek,içimden bildiğim bir kaç kafiyesi kırık küfürü salladım. 
Bu arada bilmeyeniniz varsa;ki ben bilmiyordum,yemeni çarığın güneydoğuda ki adıymış.İpek diker gibi deriyi diken sihirli parmakların sahibi başını kaldırıp bana baktığında,o bir çift çok gün görmüş gözün sahibini hemen sevdim.Adı Mehmet Sağır Ekmekçi.80 yaşında bir yemeni ustası.Mübarek ellerinden sevgi ve hürmetle öpüyorum.Fotoğrafını çekebilirmiyim?Diyorum korkarak(yaşlılar aksi olabilir ya).Hiç kaprissiz poz bile veriyor.Çocukluğundan beri aralıksız yemeni dikiyor.Yaptığı işten çok da haklı bir gurur duyuyor.Atölye sizin mi? Diye soruyorum.Hayır,diyor.Ben de Erol da atölye de işçiyiz.Ustamızda,standın içinde ki bir fotoğrafı gösteriyor:
"Yemenici Hayri Usta".Fotoğrafta ki usta Mehmet ustadan genç.O zaman anlıyorum: Mehmet Dede aynı zamanda,Hayri Ustadan evladlarına bir yadigar.Bu arada Erol usta standda ki çok genç bir kardeşimiz.Gaziantep servet harcasa daha iyi iki temsilci bulamazdı.Her Gaziantepli,her ne yapmış olurlarsa olsunlar, insanların nezdinde Mehmet Usta ve Erol Ustayla aklandı.Yemenileri ne siz sorun,ne ben anlatayım.Şiir gibi, muhteşem!Sanırsınız her adımda büyülü bir melodi çalıyorlar.Şu mor olanlara bayıldım.
 
Lakin benim akıl defterime yazdığım başka birşey var.Zanaatkarın ruhuda soylu.80 yaşında değerlilik duygusu had safhada,zanaatını icra eden bu büyük çınarı görünce,niye kırkımızda emekli olmuyoruz diye feryat figan edenler adına güçlü bir utanç duydum.
Gece otelimize gitmek için servislere bindiğimizde asla tahmin edemeyeceğimiz bir süprizle karşılaştık.Mehmet Usta bize muhteşem türkülerden oluşan bir konser verdi.Önce -operlör yoksa söylemem,dedi.Sonra alkışlara dayanamadı.Allah sağlıklı güzel günler nasip etsin.Ne kadar gider bilmiyorum fakat sayesinde, hayatıma format attım.Sabah çok daha şanslıydık çünkü serviste operlör vardı.Birkaç karadeniz ve balkan türküsünden başka türkü bilmeyen ben eve gelince ilk iş bir kaç mısrasını not aldığım türkü sözlerini öğrendim.Mehmet ve Erol Usta 22 Eylüle kadar kadar İpekyolu Zanaatkarları Fuarındalar.Çok güzel iki insan tanımak istiyorsanız vakit ayırmaya değer.Belki küçük bir türkü bile söyler :)
Sevgiyle ve afiyette kalın her daim İnşaALLAH
Bu türküyü çok beğendim :)
Mavi yelek mor düğme
Gine düştün gönlüme
Her gönlüme düşende
Kan damlar yüreğime
Ağam ben nasıl edim
Saz getir fasıl edim
Çok da güzel değilsen
Gönüldür nasıl edim

Gazel döktü güz oldu
Derdim biraz az oldu
Ayağına kapandım
Gine dedi az oldu
 Ve bu türkü yüreğimi tırmaladı :(
Pencereden kar geliyor aman annem
Gurbet bana zor geliyor aman annem
Gurbet bana zor geliyor ben öleyim

Sevdiğimi eller almış aman annem
O da bana ar geliyor aman annem
O da bana ar geliyor ben öleyim


Kekliğimi doyurdular aman annem
Kanadını ayırdılar anam annem
Kanadını ayırdılar ben öleyim

Bu nasıl yaraymış aman annem
Beni senden ayırdılar aman annem
Beni yardan ayırdılar ben öleyim


Bir de Erzurumlu adını bilmediğim bir arkadaş bir türkü söyledi.Gerçekten çok eğlenceliydi:)

 ALMANYA’YA GELDİM

Almanya’ya geldim başka hal oldu
Ben burada şaşırirem galirem
Son doğan çocuklar hep sarı oldu
Onun da sebebi muzdur bilirem

İlk gün geldiğimde Bahnhof’da galdım
Sonra Gasthaus’ta bir avrat buldum
Yirmi beş yıl orda boşa gocaldım
Şimdi çarem bitti namaz gılirem

Canım çoh sıhılir ahşam olunca
Çamaşır yıhırem fırsat bulunca
Sosyalamt’tan kolay para alınca
Bir hafta içinde hacı olirem

Gayet çoh şımardı ah çocuklar ah
Terbiye düzeni bozuldu eyvah
Çocuhlarnan hızlı gonuşmak yasak
Çünki Kindergeld var para alirem

Derdim çoh ya galanıni demirem
Dillerim dönmüyor söyliyemirem
Ben Türkem ya domuz eti yemirem
Fırsat bulup sucuhlari yalirem

Geçen hasta olduğumi bildiler
Sağ olsun dohtorlar eve geldiler
Böbreğimin birisini aldılar
Ciğer de yoh omzumdan solirem

Ben bu yerde yorulmadım durmadım
Sanma emeğimi boşa vermedim
Kırk beş gündür avradımı görmedim
Ara sıra durahlarda bulirem

Aralar garışıh rüya görirem
Hele boş kafaya hayra yorirem
Nerde pavyon görsem orda durirem
Sağa sola bahir hemen dalirem

Bütün emeklerim gitti havaya
Ellerimi açtım ulu Mevla’ya
İsa bizi çağırıyor havaya
Onun için uçahlarda ölirem

Reyani düşündüm yıllar boyuca
Bu dert anlaşılmaz bilinmeyince
Alman raus be yabancı deyince
İki pasaportlu yurttaş olirem

ÂŞIK YAŞAR REYHANÎ