ESKİ EŞYALARI YENİLEME etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ESKİ EŞYALARI YENİLEME etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2014 Pazar

ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA& CEMŞİD'İN NEVRUZU

Cümle yaradılmışların bahar bayramı kutlu olsun.Nevruz(yeni gün)hakkında anlatılan pek çok masalsı rivayetten,bana en inandırıcı geleni hiç kuşkusuz Kral Cemşid'in efsanesidir.Pîsdâdî hânedânının 4.hükümdarı olan Cem, 700 yıl boyunca insanlar,cinler, devler,kuşlar ve periler dünyası üstünde egemenlik kurmuş;hükümdarlığı zamanında dünya huzur ve refahla dolmuş.Yaygın efsaneye göre Hint ülkesinden gelen Cem, güneşli bir günde Azerbaycan’a gelip yüksek bir tepeye altın tahtıyla oturmuş.Güneşin ilk ışıklarıyla tahtının,mücevherlerinin ve güzel yüzünün parlaması üzerine halk Cem’e:Şid(Işıklı) unvanını vermiş.O güne de "nev-rûz"(yeni gün) denilmiş ve bayram olarak kutlanmış. Yönetimindeki 300 yıl boyunca halkı refah içinde yaşamış ve kimse hastalanmamış.
Halkı onu her gördüğünde:"Her şey,her iyi ve güzel sendedir!"diye bağırır olmuş.
Bu alkışlar yüzünden Cemşid'in yüreğine büyük bir gurur düşmüş ve kendini aşırı beğenir olmuş.Onun ruhunda ki bu açığı gören lanetli şeytan,oradan içeri girmiş.Cemşid'e secde ederek,ona melekler arasında yerlerin ve göklerin tanrısı olduğunun konuşulduğunu söylemiş.Cemşid şeytana sormuş:"Tanrılığımı halka nasıl bildireyim?"
İnsanoğlunun gafletinin eseri olan bu sözler karşısında şeytan,için için gülmüş,ve melanetine devam etmiş:
"Bir ovaya bin yük kuru odun yığsınlar,o odunları ateşe versinler,halkı bu büyük ateşin etrafına topla.En güçlü sesli adamlarına:"-Bu günden sonra tanrınız Cemşid'dir.O,yerin ve göğün tanrısıdır.O'na secde edin"Dedirt. Askerlerin halkın arasında dolaşıp secde etmeyenleri de ateşe atsınlar"Lanetli şeytanın bu kötü telkinleri dolan Cemşid söylenenleri aynen yapmış.Beş komutan doğuya,batıya,kuzeye ve güneye yürüyüp,ülkeler fethetmişler.Halkı meydanlarda toplayıp,altından,gümüşten ve türlü mücevherlerden yapılmış heykelleri ortalık yere dikip:"İşte tanrınız Cemşid budur,O'na varıp secde edemeyenler bu heykele secde edebilirler"demişler.Cemşid ve komutanları öldüğünde putları insanların ellerinde kaldı ve onlara tapınmaya devam ettiler.Böylece fetişizm(putculuk)doğdu.Ta ki Allah bir gün onlara doğru yolu göstermek için Nuh Peygamberi yollayana kadar. Nuh peygamber onları doğru yola çağırdı, puta tapmaktan vazgeçmelerini istedi.Fakat onlar ne Nuh Peygambere inandılar ne de puta tapmaktan vazgeçtiler.Sonrasını biliyorsunuz Nuh Tufanı...Allah hepimizi sonu felaket olan kibir ve gururdan korusun.
Şu sıralar rüyalarımda bile çini boyuyorum.Lakin arada bir,eskilere yeni yüzler boyamayı da ihmal etmiyorum :)
ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA, METAL BOYAMA, METAL NASIL BOYANIR, MASALSI, EMİNE MASAL, ÇİNİ BOYAMA, HOBİ, AHŞAP BOYAMA, DIY, ESKİ EŞYALARI YENİLEME, NEVRUZ,KRAL CEMŞİD
Kararmış alman gümüşlerimizden ikisini daha yeniledim.Çöpe atılmak üzereyken kızkardeşimin elinden kurtardığım bu gondola Ajda Pekkan operasyonu yaptım.
ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA, METAL BOYAMA, METAL NASIL BOYANIR, MASALSI, EMİNE MASAL, ÇİNİ BOYAMA, HOBİ, AHŞAP BOYAMA, DIY, ESKİ EŞYALARI YENİLEME, NEVRUZ,KRAL CEMŞİD
Fakat o beni mahcup etmedi,Paris Hilton 
oldu  :)
ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA, METAL BOYAMA, METAL NASIL BOYANIR, MASALSI, EMİNE MASAL, ÇİNİ BOYAMA, HOBİ, AHŞAP BOYAMA, DIY, ESKİ EŞYALARI YENİLEME, NEVRUZ,KRAL CEMŞİD
Kardeşim onları atma konusunda o kadar kararlıydı ki,belki kullanmaz diye minik prenseslerinin odalarına uygun boyadım.Onların çok seveceğinden eminim.
ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA, METAL BOYAMA, METAL NASIL BOYANIR, MASALSI, EMİNE MASAL, ÇİNİ BOYAMA, HOBİ, AHŞAP BOYAMA, DIY, ESKİ EŞYALARI YENİLEME, NEVRUZ,KRAL CEMŞİD
Objeleri iyice temizledikten sonra(yer yer oksitlenmiştiler)enamel boyayla 3 kat boyadım.Pembe tonu için folkart enamel beyaza bir damla fuşya kattım,tam fotoğraflardaki ton oldu.
ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA, METAL BOYAMA, METAL NASIL BOYANIR, MASALSI, EMİNE MASAL, ÇİNİ BOYAMA, HOBİ, AHŞAP BOYAMA, DIY, ESKİ EŞYALARI YENİLEME, NEVRUZ,KRAL CEMŞİD
Kabartma desenleri cadance parmak yaldızla vurguladım.Hem aşınmış hem de artistik bir hava veriyor:)Vernik kullanmadım.Oksitlenmiş alman gümüşlerine şimdi bakmalara doyulmuyor:)
Gönlünüzde ki her şey bahar dirilişi tadında olsun.
Sağlıkla afiyette kalın inşaALLAH...

16 Eylül 2013 Pazartesi

ADIM ADIM ÇAMAŞIR MAKİNASI BOYAMA VE RESİM TRANSFERİ

Aksilikler arsızdır,geldimi üst üste gelir.Taşındığım ilk gün hem çamaşır,hem de bulaşık makinam bozuldu.Servisi aradım 2 gün sonraya randevu verdi.Sabırsızım ya,
ınternetten mahallede ki beyaz eşya tamircinin telefonunu bulup aradım.Sağolsun yarım saate geldi.Makinanın kapağını açtı,beyin ameliyatı yapıyormuşcasına bir dramayla:"Beyni yanmış bunun 180 lira(3 yıl evvel) tutar"dedi.Ben de:"Sağolun kardeşim ben gidip bir makina alayım,zaten bunu yaşı bana yaklaştı,beraber yaşlanmasakta olur"dedim.Tamirci"hiç tavsiye etmem,bu makina çelik kazan,yeni makinelerin hepsi flexi,temiz yıkamaz onlar"dedi.Hay Allah evimde gömü bulunmuş gibi bir heyecan duydum.Peki değiştir beynini dedim.2 gün sonra servis,bulaşık makinası için geldi.Bulaşık makinam da çok iyi yıkıyor,kaç lira istese verecektim.30 lira istedi."Sigortası yanmış değiştirdim"dedi.Çamaşır makinasından söz ettim."Onun da sigortası yanmıştır,bu yaşta ki makinaya aynı gün beyin mi bulunurmuş"dedi. 
 Genelde hırslı bir insan değilim.Lakin rekabet içeren bir olayın içindeysem,ben"ben"olmaktan çıkıyorum,içime bir kurt kadın giriyor.Muhakkak kazanan taraf olmak istiyorum.Monopoly oynarken kardeşimle sanal arsalar için hırlaşmışlığımız var.
     Hayır kazıklandığımı kabul edemem!Asla olmaz!Adam bana değerli bir bilgi sattı varsaydım.Benim ki çelik kazan.
Yanan sigortasına neredeyse çeyrek makina parası ödediğim çamaşır makinasına,o gün bu gündür tarihi eser muamelesi yapıyorum:
"O çelik kazan".Biri beni aptal yerine koyunca çok içerliyorum demek ki:Her çamaşır yıkadığım da,tamircinin"bu çelik kazan" deyişi tetikleniyor beynim de.Fakat bu kez farklı bir şey hatırladım."Deterjan kapağının altında ki boya kabarmış,müsait bir zamanda çağırın,gelip boyayayım"demişti.Çok beklersin sen.Haah hay o boyar da,ben boyayamam mı?
DEKUPAJ, DIY, EMİNE MASAL, ENAMEL BOYA, ESKİ EŞYALARI YENİLEME, HOBİ, MASALSI, RESİM TRANSFERİ NASIL YAPILIR, ÇAMAŞIR MAKİNASI BOYAMA, ÇAMAŞIR MAKİNASI YENİLEME, ÇAMAŞIR MAKİNASINA DEKUPAJ, BEYAZ EŞYA NASIL BOYANIR
Boyarım elbet :)Boyadım da.Çamaşır makinası nasılmı boyanır?Anlatayım:
DEKUPAJ, DIY, EMİNE MASAL, ENAMEL BOYA, ESKİ EŞYALARI YENİLEME, HOBİ, MASALSI, RESİM TRANSFERİ NASIL YAPILIR, ÇAMAŞIR MAKİNASI BOYAMA, ÇAMAŞIR MAKİNASI YENİLEME, ÇAMAŞIR MAKİNASINA DEKUPAJ, BEYAZ EŞYA NASIL BOYANIR
   Ne mi yaptım makinama?Onu deştim.Suç aletim bir tornavida.Bir uç bulup başladım boyayı sökmeye,tabakalar halinde sökülünce çok sevindim.Fakat sadece bu kadar başarabildim.İyice zımparaladım.Oluklu bir bulaşık süngerini ikiye böldüm.Polisan Matrix Enamelle,önce boyayı söktüğüm kısımları boyadım.
 Kuruduktan sonra,aynı boyayla birinci kat astarı oluşturdum.Sentetik boya kullanırken kesinlikle boyayı çok ince sürmeliyiz.Yoksa dikey zeminde dalgalanma yapabiliyor.
 Desenler resim transferi.Kağıtları yapıştırdıktan sonra:Cadance azur mavi ve Folk art beyazı karıştırıp ön kapağı boyadım.
DEKUPAJ, DIY, EMİNE MASAL, ENAMEL BOYA, ESKİ EŞYALARI YENİLEME, HOBİ, MASALSI, RESİM TRANSFERİ NASIL YAPILIR, ÇAMAŞIR MAKİNASI BOYAMA, ÇAMAŞIR MAKİNASI YENİLEME, ÇAMAŞIR MAKİNASINA DEKUPAJ, BEYAZ EŞYA NASIL BOYANIR
 Aslında beni tam bir felaket bekliyor sanıyordum.Çünkü ne kadar dikkat etsemde çiçek desenli kağıtlar boyandı.İki gün sonra ıslak bir süngerle desenleri ıslattım.Tırnağımla boyayı hafifçe çizip bir uç buldum.Sonra kağıtlar kolayca temizlendi.
Resim transferinde:
1)Transfer tutkalını,resmin yüzüne bolca sürüyor ve hiç hava kabarcığı kalmayacak şekilde zemine yapıştırıyoruz.
2)En az 24 saat sonra,bir süngerle ıslatarak tüm kağıdı,hiç hav kalmayıncaya kadar temizliyoruz. 
3)Resmin üzerine koruyucu olarak bir kat daha tutkal sürüyoruz.Vernikliyoruz.Sonuç gerçekten muhteşem oluyor.

DEKUPAJ, DIY, EMİNE MASAL, ENAMEL BOYA, ESKİ EŞYALARI YENİLEME, HOBİ, MASALSI, RESİM TRANSFERİ NASIL YAPILIR, ÇAMAŞIR MAKİNASI BOYAMA, ÇAMAŞIR MAKİNASI YENİLEME, ÇAMAŞIR MAKİNASINA DEKUPAJ, BEYAZ EŞYA NASIL BOYANIR

En küçük boy pon pon süngerle de puantiyeleri yaptım.Ben boyadım diye söylemiyorum,muhteşem oldu.Bu gün romantik çamaşır makinam da ilk çamaşırımı da yıkadım.Ee artık beraber yaşlanabiliriz:)
Sevgiyle afiyette kalın inşaALLAH

6 Eylül 2013 Cuma

ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA VE EYLÜL

Söylenene göre Akadlar'da eylülün anlamı:"Sevinçten haykırmak"mış.Kesinlikle doğru.Diğer hiçbir aya benzemiyor eylül.Her ağacın başka bir rengi var.Gündüzünde yaz güneşi,gecelerinde kış hüznü saklı.Üşütmeden bizi öpüp okşayan yumuşak esintisi,genzimize dolan toprağın kokusu,kırlangıçların veda dansları.En güzel olmak için bir ayın başka neye ihtiyacı olabilir ki?Aylardan hep eylül olsa olmaz mı?Eylül kelimesi süryanice "aylül" (üzüm) anlamına geliyormuş.İster üzüm ayı olsun,ister karadenizde anıldığı gibi istavrit ayı olsun,ben eylül konusunda Akadlar'a katılıyorum:)
Yine aynı şarkı başladı bile.
Bu mevsim böyledir rüzgar gelir.
Islanmışım ben gözyaşlarımdan.
Bu mevsim böyledir aniden gelir.
Eylül aniden gelir.
 Gökhar Kırdar'ın şarkısında seslendirdiği gibi eylül aniden geldi.Ben uzun,çok uzun sürmesini istiyorum:)
Fotoğrafları düzenlerken,bir iki ay önce boyadığım alman gümüşlerinin post olmaya çok meraklı olduğunu farkettim.Bu defa kızkardeşimin alman gümüşlerini boyadım.Gümüşün yazgısı müşterektir.Tüm gümüşler kararır.Alman gümüşleri içlerinde en bahtsız olanları;çünkü bu gümüşleri parlatmanın bir yolu yok.Gümüş rengini korumak isteyenler gümüş varak kullanarak ta yenileme işini yapabilirler.Ben Cadance marka fildişi-beyaz enamel boya,pon pon fırça ve parmak yaldız kullandım. 
Bu kasenin varlığının farkında bile değildim.Şimdi mutfağın sultanlarından.
Bu kardeşimin gondolu.Hatırası var diye dolabın altında saklıyordu.Şimdi hem hatırası var,hem çok güzel:)
Boyanmadan önce böyle görünüyorlardı.Bir anıları olmasa,tam hurdalık...
Boyanınca görünümleri böyle oluyor.Fabrikadan çıkmış gibi sıradan.
 
  Eskitme yapıldıktan sonra ise,muhteşem.Artistik bir görünümleri oluyor.Detaylar netleşiyor ve yaşanmışlık duygusu veriyorlar.Görünen o ki alman gümüşü kurtarma çalışmalarına devam edeceğim.Bana ihtiyaçları var :)(duygusallığım eylülden sanırım)
Sevgiyle afiyette kalın inşaALLAH.

21 Ağustos 2013 Çarşamba

FENG SHUI İNCİLERİ VE AHŞAP SANDIK ESKİTME

 Çok eskiden Çinliler bir yere yerleşirken yüzlerini güneşe dönüp,dağları arkalarına,  akarsuyu önlerine alırlarsa o yerde mutlu olacaklarına inanırlarmış.Gerçi bunu bilmek için kahin olmaya gerek yok.Kim olmaz ki:).Feng Shuı Çin'de uygulanan 5000 yıllık bir öğreti.Şimdiler de batı da çok moda.Nasıl olmuş da bu kadar geç kalmışlar diye soracak olursanız,Çinliler sırlarını saklamışlar:). Akıllıca.
Efsaneye göre Çin İmparatoru Hsiali Wu Sarı ırmakta sulama çalışmaları yaparken, sudan alışılmamış büyüklükte bir kaplumbağa çıkmış.O günler de Çinliler tanrıların kaplumbağa kabuklarında yaşadığına inanıyorlarmış. İmparator Wu bunu bir işaret kabul etmiş.Adamlarıyla beraber kaplumbağanın sırtında,üçe üç bir sihirli kare keşfetmişler.Bu harika bir keşifmiş.Bundan Feng Shuı,Çin Astrolojisi ve Çin Numerlojisi doğmuş.Çinlilere göre yaşamda ki her şeyin içinde Ch'i denilen bir enerji var.Bu Ying-Yang enerjisidir.Bir dairenin içinde iki lavra şeklinde sembolize edilir.
Yin karanlık,dişi,edilgendir.Yan aydınlık etkin ve erildir.Zıtlıkların muhteşem bir uyumu vardır ve enerjiyi doğurur.
 Ha bana kalırsa Feng-Shuı:Çinli büyükannelerin pasaklı torunlarını düzene alıştırmak için icat ettikleri bir terbiye sistemidir.Bizim "bak o terlikleri yanyana düz koy,ayağından fırlatıp ters bırakırsan biri ölür"tehdidini savuran büyük annelerimizle aynı felsefeden hareket etmektedirler.
Feng Shuı, pusula yönlerini dikkate almayı saymazsak ki, kıble yönü bizim de çok özen gösterdiğimiz bir durumdur,bizim kültürümüze çok uygun bir öğreti.Transa geçen Türk kadını üç gün aralıksız temizlik yapabilir.Temel felsefe mutluluk ve bereket için evin, her köşesini düzenle-sil-süpür-havalandır ve aydınlat.Işıl ışıl olsun, mis gibi koksun.Temizlenip paklanmış bir evden daha çok bir kadını ne mutlu edebilir.Feng Shuı uygulamanın en kolay yolu:Sakin ve huzurlu olduğunuz bir gün yerleştirmek istediğiniz odaya odaklanın.Eşyaları yerleştirdiğiniz yerler de oturduğunuzda kendinizi rahat hissediyorsanız yerleşim doğrudur,başka bir yere geçmek istiyorsanız konum yanlıştır.Bir düşünün, son hallerini verinceye kadar evimizde ki odaları kaç kere değiştirdik.Feng Shuı'ye göre bunları hep doğru konumu bulmak için yapıyoruz.Diğer kurallar:
  • Sevmediğiniz eşyaları ya dönüştürün yada atın her gördüğünüzde sinirleriniz bozulmasın.
  • Bitkiler mükemmeldir ama kuruyan bitkiler, kuru çiçekler,çatlak-kırık objeler enerjiyi yok eder,atın.
  • Bozuk aletler sinirleri bozar,onarın veya atın.
  • Çok keskin köşelerden se yuvarlak formlar daha iyidir.
  • Evini temizle-düzenle-aydınlat-havalandır, bu mutluluğu ve bereketi artırır.
  • Aynalar doğru yere yerleştirildiklerinde güzelliği ve bereketi artırırlar.
  • Tekdüze mekanları zıtlıklarla hareketlendir.
  • Bu da bizim inancımızdan, mutluluk ve bereket için sahip olduklarına şükret ve onları paylaş.
 Antep işi ahşap çeyiz sandığımı beyaza boyamıştım hatırlarsanız.Çok güzel olmasına rağmen,enerjisi düşüktü.Fazla yang'dı,aydınlık,etkin ama bir şeyi eksik.Eksiği buldum.Tabi ya Ying,fazla beyaz, zıtlıktan yoksun.Onu eskitmek aklımdaydı ama acemi olduğum için cesaret edememiştim.Gözümü kararttım, Feng Shuı'den aldığım ilhamla onu  antiquinle eskittim.Offf muhteşem oldu. Sanırsınız 20 kişilik uzman bir ekip,altı ayda fırçalaya fırçalaya onu toprakta ki esaretinden kurtarmış.Abartıyormuyum ne?
Kahve ve siyah antiquing boyaları karıştırıp,eskitme yapılacak alana bolca sürdüm.Önce nemli bir bezle silmeye çalıştım.Korkunç bir görünüm ortaya çıktı.Sandıktan ümidimi kesmiştim ki,boyayı yıkayayım diye düşündüm.Bir kova su getirdim yanıma.Başladım bezi yıkayıp yıkayıp hırsla silmeye.Aman Allah'ım boya çıkmaya başladı.İstediğim kadar boya kalıntısı kalıncaya kadar devam ettim.Yaklaşık 3 kova suyla boyayı anca temizledim:).Nemli bezle bu işi başaran arkadaşlarıma gıpta ettim.
 Çinliler bu işi biliyor,biraz kara çalınca hakikaten enerjisi arttı sandığımın.Onu daha önce boyayıp,porselen güllerle süslediğim aynamla kombinledim.Çok güzel oldu.Bu yazıya bir Çin atasözü de yakışır dimi:
"Dünyada kusursuz iki insan vardır:Biri ölmüştür, öteki ise doğmamıştır".
Sevgiyle afiyette kalın inşaALLAH.

16 Ağustos 2013 Cuma

EFSANEVİ BİBLİOMANİLER VE KİTAPLIK BOYAMA

Orta okuldayken sosyal bilgiler öğretmenimiz ne kadar az okuduğumuzdan şikayet eder,usanmadan her ders birer bibliyoman olmamız gerektiğini söylerdi.Hayy evlerden uzak,iyi ki bilinç altım o sıralar yetişkinlerin tavsiyelerine nanik yapılan bir yaştaymış:)Bir bibliyoman görürseniz,ardınıza bakmadan ordan uzaklaşın:)Kitap biriktirme tutkusunun arkasında nasıl bir fantazi olduğunu asla bilemezsiniz:)Bu arada bibliomania:Latince kitap biriktirmeye aşırı düşkünlük anlamına geliyor.Yani obsesyon.Bu kavramı ilk defa Manchester Kraliyet Hastanesi'ndeki John Ferriar isimli bir hekim kullanmış.Zira başta Paris ve Londra olmak üzere 16.yy ve 17. yy boyunca tüm Avrupa'da bibliomania özellikle hekimler ve tıp öğrencileri arasında çok yaygınmış.Bibliyomanlara bir çeşit zararsız deli diyorlarmış.Fakat aralarında ki güçlü rekabet "mezar bibliomani"sini doğurmuş.
52 yaşında öldüğünde kütüphanesinde 7000 nadir eser bulunan ingiliz doktor Anthony Askew: 1721 yılında elindeki nadir bir anatomi kitabının mutlaka insan derisiyle kaplanması gerektiği saplantısıyla, Yorkshire'de büyücülük yaptığı iddasıyla idam edilen bir kadının derisini satın alarak, kitabını bununla kaplamış.1920 lerde Fransa'da  bir dergide yayınlanan makale,hekim ve öğrencilerin kadavra derilerini çaldıklarını idda etmiş.Bu konuda en çarpıcı örnek, kayıtlara da geçmiş olan Fransız tıp öğrencisi Aime Leroy'dur."Les Georgiques de Virgile"in tercümesini yapan, De Lille'nin bir gece mezarını açarak, kitabını ciltlemek için deri parçaları çalmış.İfadesinde bunun hayranlık olduğunu söylemiş.1791 ilk Fransız anayasası da "insan derisiyle ciltlenmiştir"notuyla müze de sergilenmektedir.Kitap obsesiflerine niye mi sardım?Rengi solan kitaplığımı boyadım,kitapları yerleştirirken aklıma bibliyoman olmamı söyleyen öğretmenim geldi.Bu arada o bunu bilinçsizce söylüyordu.Adını hatırlamasam da tanıdığım en iyi öğretmenlerden biriydi.Umarım çok mutlu yaşamıştır,yaşıyordur.
Kitaplığın hem öncesini hem de boya aşamalarını fotoğraflamıştım ama bulamadım.Bu boyanmak üzere hazırlanmış kardeşi:)

Fotoğraflar olmadığı için kısaca anlatayım:Kitaplıklar yaklaşık 15 yıllık, mdf üzerine alüminyum değil de,ona benzer dayanıklı bir kaplama.Elbette ki yüzeyler parlak.Araştırdım genel kanı,yüzeyin boya tutmayacağı yönündeydi.(ev de yapılan chalk painti daha önce denemiş,dokusundan hoşlanmamıştım).Önce rafları söküp her zaman ki gibi sirkeyle kitaplığı iyice sildim.Sirke zeminde deterjanlardan kaynaklanan parlaklığı temizliyor.Sonra ince bir zımparayla yüzeyi matlaştırdım.Çok uğraşmaya gerek yok hemen mat bir görünüm aldı.Tekrar silip, Polisan X1 parlak beyazla bir kat boyadım.Boyarken rulo kullandım.Boyanın kalkmaması için, kesinlikle katlar çok ince olmalı ve ikinci kat boya  obje tamamen kuruduktan sonra sürülmeli.
Ben üç kat boyadım.Yakın resimde görüldüğü gibi pürüzsüz, hafif parlak bir dokusu oldu.Boya yeniyken tırnağımla kazıyınca kalktı.Yaklaşık üç haftalık kuruma sonucu, kitapları yerleştirmeden tekrar kazıdım kesinlikle kalkmadı.Sizi yanıltmış olmayayım, yüzey suntalam gibi değil,ahşap gibi bir kaplama.Bu gün yerleştirdim.Çok mutlu oldum. Biraz solmuş renginin dışında hiçbir sorunu olmayan kitaplığım hayata tutundu.Boyayı test etmeden diğerlerini  boyamak istememiştim. Sıra onlarda:)
Bu arada unutmadan mumları da ben yapmıştım:)Sevgiyle Afiyette kalın inşaALLAH.

6 Ağustos 2013 Salı

AHŞAP BOYAMA KOMİDİN

Hahh hay bugün yine kendimi çok mutlu ettim.Aferin bana.Saat 16.00 da işten eve dönerken yollarda bir ben, bir de kadim dostlarım kertenkeleler vardı.On beş dakikalık yol gözümde sahra çölü gibi uzadı uzadı.Serap gördüm desem;peki abartmayayım.Fakat akşamüstü dışarı çıktığımda iklimi değişmiş buldum.Muhteşem bir rüzgar esiyordu.Ne tuhaf yıllar geçtikçe insan hiçbir fotoğrafına benzemiyor.Ama ruhu sanki hiç değişmiyor.Beş yaşındayken de su birikintilerine basmayı severdim, hala seviyorum.Yedi yaşındayken de yüzümde rüzgarı hissetmeyi, ayaklarımı düşen yaprakların içinden sürümeyi severdim,şimdi de.Çocukken de sebepsiz gülümser,aklıma taktığımın peşinden, her pahasına giderdim,şimdide.Yedisin de neyse insan yetmişinde de o.Vesselam.
Uzunca zamandır, bir  eskici dükkanında ki mobilyalara yüreğimi taktım.Eskici dediysem açık gözlülüğün alameti farikası adam:).Birden bire modüler mobilyalar moda olunca, insanların artık ne düşündülerse, ellerinden çıkardıkları victorian tarzı mobilyaları piyasadan toplamış.Elbette ki şimdi pek bir mutlu.Tırtılları kelebek oldu,keyfini sürüyor:)
Dükkanda bir çit lükens ayaklı, tek çekmeceli, oval komidin var.Komidinler çok güzel fakat gerçekten çok eskiler.Tam benim istediğim gibi,onlara yepyeni bir kimlik kazandırabilirim.Bu proje benim yüz naklim olacaktı.Tı diyorum çünkü,satın almaya gittiğimde son fiyat, tekine 350 lira istedi.Takdir edersiniz ki dört bacaklı, her yanı dökülen bir çekmece için fazla bir para.Hayallerime fiyat sınırı koymalıyım.
Komidinlerin yasını tutarken,balkonda kullanmadığım eşyaların atılmadan önce ki istirahatgahı olarak kullandığım dolap gözümü ilişti.Neden olmasın.

 Dolabı önce çamaşır suyu sonra sirkeyle iyice sildim.Hafifce zımparaladım.Tekrar sirkeyle sildim.(Bu aşamada maske kullanmak iyi fikir:)Aşındırarak eskitme yapacağım için,önce siyah akrilik boyayla,aşındıracağım kısımları yoğun,diğer kısımları çala fırça boyadım.
  Bir saat sonra polisan x1 beyazla 1. katı boyadım.Aslında alttaki boyanın iyice sertleşmesi için bir gün beklemek çok daha iyi.Lakin ben biraz sabırsızım.Boyayı zemin fırçasıyla  zemine bolca sürüp,kalorifer petekleri için olan küçük rulolarla üzerinden geçip iyice dağıttım.(Boya katları ne kadar ince sürülürse,dayanıklılığı o kadar iyi oluyor)
Üç katta boyama işlemini tamaladım.Transfer için seçtiğim resimi,kesip hazırladım.Bu resimi daha önce yatak başlığında kullanmıştım:Burda.Transfer muhteşem birşey.(transfer yaparken tutkalı resmin yüzüne sürüp kurutuyoruz,ikinci kat tutkal sürüp yapıştırınca kağıtlar çok daha kolay soyuluyor)
Transfer işlemini tamamlayınca,ince dokulu bir zımparayla kenarlarını aşındırdım.Üstteki boyanın atmasına neden olduğundan mum kullanmıyorum.Zımparalamayı fazla bastırmadan sabırla yapmak gerekiyor ki,altta ki boyayı da kazımasın. 
Yapı markette istediğim desende porselen kulp bulamayınca,desensizlerden aldım.Bir parça tutkal,bir peçeteyle hayalimdeki kulp ellerimdeydi:)Seni seviyorum dekupaj:)

Şimdilik onu nerde kullanacağımı bilmiyorum.Ama bir süre balkona atmayacağım kesin.Yaptığım işten büyük keyif aldım.Yine de komidinler satılmasın istiyorum.
Kazanmak yetmezmiş insana,karşısındakinin düştüğünü de görmek istermiş.Kötümüyüm ben ne:)
Sevgiyle afiyette kalın her daim inşaAllah.









1 Ağustos 2013 Perşembe

CEVİZ AĞACI-KARGA VE TAVADAN SAKSI BOYAMA ÜZERİNE...


Size bir kötü bir haberim var.Bu La Fontaine bizi kandırmış.Karga ve tilki hikayesinde;tilkilerin peynir yemediğini zaten öğrenmiştik.Lakin kargada da,"gak" deyip kimseye peyniri kaptıracak göz yokmuş.
Hoş bunları size niye anlatıyorum dimi?
Şöyle efendim:Ben hep pencerelerini ağaç dalları dolduran bir ev de oturmak istemişimdir.Üç yıl önce bu eve taşındığımda beni en mutlu eden şey de mutfak ve giyinme odasının camlarını tamamen kapatan devasa ceviz ağaçları olmuştu.Bu büyüklükte ağaçlar demek;küçük çaplı bir kuş cenneti demekti ki sabahları kuş cıvıltılarıyla uyanmak,gün boyu içimde dans eden küçük bir kız demekti.
Amma velakin, üç yıldır o ağaçlardan tek bir kuş cıvıltısı gelmedi.Duyabildiğim tek ses gak gak ve de gaaak:).Meğer ceviz ağaçları kargaların meskeniymiş.O yüzden benim hasretle beklediğim, o çıtır kuşlar gelemezlermiş.(Be mübarek dua ederken ağacın cinsini belirtsene)
Bizi çocukken bir yalana inandırmışlar:Bir kere bu kargalar aptal falan değil,doğada besin değeri en yüksek ağacı mesken edinmiş kimseye göz açtırmıyorlar.Sonra kışın erken uyansanız bile kargadan geç kalktığınızı bilmeniz gerekir.Çünkü karga bokunu çoktan yemiştir,çok çalışkan çünkü.Sitenin etrafında beş tane ceviz ağacı var, şimdiden cevizleri yarıya indirdiler. 
Akıllılar da:Bizim oralardan geçerken kafanızı kollayın,cevizleri koparıp yere fırlatıyorlar,caddenin hareketliliği cevizleri kırmalarına yardım ediyor.
Bir takım araştırmalara göre en akıllı hayvan kargaymış.Beşe kadar sayabiliyorlarmış.Ve insan aklının almayacağı abuk sabuk gereçler icad edebiliyorlarmış.Kesinlikle dişi ve erkekleri zamparalık yapmaz, tek eşli yaşarlarmış.
Anadolunun bir çok yerinde ceviz ağacı dikmek hayra yorulmaz,ceviz belli bir boya gelince dikenin öleceğine inanılır.Kargalarla ilgili en çarpıcı gerçek ise burda karşımıza çıkıyor:Bu ceviz ağacına adeta gasp olarak görünen hareketin, ceviz ağacının yaşamasına olan katkısı.Kargalar yemek için kopardıkları cevizleri stoklamak için toprağa gömerler,ve gömdükleri yeri unuturlarmış.Unutulan cevizler toprakta filizlenerek yeni ceviz ağaçları olmuşlar.Böylece ceviz ağaçları batıl inanışların kurbanı olmadan yaşamlarını sürdürebilmişler.Onları diken karganın ömrü kimsenin umrunda olmadığından,ceviz ağaçları anadoluyu süslemeye devam edebilmiş.Fakat kargaların ortalaması kırk olabilen yaşlarını düşünürsek,bu inanışın mesnetsiz olduğu da çok açık:)
Söz buraya balkondaki saksıya gömülü bulduğum cevizden geldi aslında.Saksı demişken,ev de yılda bir iki kez kullandığım bir wok tavam vardı.(Artık yok)
masalsı,emine masal
Sapı çıkarıldı,tabanı tornavidayla delindi,enamel boyayla boyandıp.Peçete dekupajıyla süslendi ve içine menekşe ekildi.Şimdi çok daha fonsiyonel:).Balık tavamı da boyamıştım:burda
Bu menekşelerin derdi ne anlamadım,yaklaşık bir yıldır,sadece yaprak vermekten ağaç gibi oldular:(Çiçeklerini de görürüz inşaAllah.

Kardeşimin balkonun daki saksıları da yeniledim.
Saksıları iyice yıkayıp kuruladım.Akrilik fildişiyle boyayıp,peçete dekupajı yaptım.



Boyamaya değer mi? sorusunun cevabı: Kesinlikle değer.Muhteşem oldular.Plastik yüzeylerden boya çabuk kalkabiliyor.Zemine parlak zemin astarı sürmeniz veya enamel boyayla boyamanız daha dayanıklı sonuç verebilir.Ama benim daha önce akrilikle boyadığım saksıları(burda) sorunsuz kullanıyorum.

Madem ceviz ağacı ve karganın aşkıyla başladık.Ben bir ceviz ağacıyım diyerek bitirelim.Sevgiyle afiyette kalın....

başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkı'nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkı'nda.
yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
yüz bin elle dokunurum sana, istanbul'a.
yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
yüz bin gözle seyrederim seni, istanbul'u.
yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkı'nda.
ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
                               N.HİKMET

26 Temmuz 2013 Cuma

PORSELEN GÜL BOYAMA VE AYNA SÜSLEME

Beyaza boyadığım ayna çerçevesinden gözümü alamıyorum,öylesine güzel ve taze bir görünümü var ki.Aslında düşününce boyasının altında o aynı eski ayna.Sadece 10 gr boyayla tekrar gönlüme girişine biraz içerledim.Eski yeşilcam filmleri gibi duygularım şu sıralar.Birinin aşkını celb etmek için, biraz boya süs püs;kan tükürtür  mendile:)
Hayat böyle değil mi? Gerçeğiyle yüzleşmeli insan.Ben de hırs yaptım ve aynamı daha çok şımartayım dedim.Yeşilçamın,  ne kadar süs, o kadar popülarite ilkesiyle onu porselen  güllerle süslemeye karar verdim.İyi de nasıl?
Bazen neredeyse hiç boş vakti olmayan biri olarak cesaretime hayran kalıyorum.Önce İstanbul'a giden bir arkadaşıma gül siparişi verdim.Sabuncu Handan gülleri tedarik etmiş, ayakları dert görmesin.
Şu ana  kadar ki başarılı boyacılık geçmişimden aldığım güçle gülleri boyadım.Güllere aşınmış metal görünümü vermek istiyordum.Bunun için önce siyah akrilikle boyadım.Çok iyi gidiyordum, ta ki beyazla boyamaya geçinceye kadar:( 
Fotoğrafta ki  görünüm,  iki kat boyadan sonra da değişmeyince ümitsizliğe kapıldım.Belki yağlı boya daha kolay olabilirdi,neyseki sonunda gülleri bembeyaz boyamayı başardım:)İyice kuruduktan sonra zımparayla aşındırdım.
Ahşap tutkalıyla  aynaya yapıştırdım.Aynayı da ben boyamıştım;burda.
Sonuç mu  muhteşem,
Filiz Akın-Emel Sayın karışımı bir şey:).Görenler gülleri   gerçekten metal zannettiler.Sonuç olarak biraz süsten hiçbir zarar gelmez,ve ne kadar az, o kadar çok:)vs.vs...
Bilemezsin,
Sana verecek bir armağanı ne çok aradığımı.
Hiçbir şey içime sinmedi.
Altın madenine altın sunmanın ne anlamı var.
Ya da okyanusa su.
Düşündüğüm her şey
Doğu'ya baharat götürmek gibiydi.
Kalbimi ve ruhumu vermemin bir yararı yok,
Çünkü Sen zaten bunlara sahipsin.
O yüzden Sana bir ayna getirdim.
Kendine bak ve beni hatırla. 
Demiş Mevlana,ne de güzel söylemiş:)

Sevgiyle afiyette kalın her daim  inşaAllah:)






















AYNA ÇERÇEVESİ BOYAMA

Aynaları çok severim.İnsanın kendi gözlerinin içine,vicdanına bakabilmesinin muhteşem olduğunu düşünüyorum.Doğrucu Davut'turlar da.Hatırlarsanız pamuk prensesin çok kötü kalpli,paçoz,çirkin üvey annesine de haddini bir ayna bildirmişti:).Haindirler de: Kırılırlarsa yedi yıl kısmetinizi kapatırlar.Ayrıca kadim Feng Shui öğretisine göre de, ayna enerjiyi katbe kat artırabilen bir sembol.Doğru yere asıldığında, güzellikleri ve bereketi arttırdığı gibi yanlış yere asılırsa negatif enerjiye ve kötülüklere sebep olabiliyor.Temel felsefe:"Aynadır yansıtır".Neyi çoğaltmak istiyorsak aynalarımıza onu yansıtmalıyız.Bıdı bıdı bıdı...
Ben de şu sıralar evde ki aynalara sardım:) Düşünüyorum da aslında bu çerçeve varaklıyken de çok güzeldi.(Tabi resimde ki onun kardeşi, sırasını bekliyor.Her zaman ki gibi öncesi fotosunu çekmeyi unuttum:()
Lakin bütün alışılmış güzellerin kaçınılmaz talihi:Sıradanlık sendromu onu da vurdu:).Varaklı ayna çerçevesi işte.Farkına varmam için bir şeyler eksikti.
Bana kalırsa eşyalarla insanlar aynı makus kaderi paylaşıyorlar.İnsanlar arasında da öyle değil mi? Ne kadar güzel,ne kadar iyi olursak olalım:kollektif bilinç altının tüm iyi şeylere alışılır yazgısından payımızı alıyoruz.
İşte bu yüzden Mevlana'nın uyardığı gibi:Her gün yeni bir şey söylemeli insan.
Alışılmış güzel, artık güzel değildir,yazgısından payına düşeni alan aynama acizane yardımcı oldum:) 
Önce onu iyice zımparalayarak yılların tortusunu ,varak kaplamayı üzerinden uzaklaştırdım.Tozunu alıp sirkeli suyla iyice sildim.Beyaz akrilik boyayla 4 kat boyadım.Tamamen pürüzsüz bir doku elde etmek içinde vernikli sprey boyayla son kat boyasını attım.Gelin gibi oldu...Lakin benim hoşuma gitmedi.Fazla yeni görünüyordu,fabrikasyon gibi.Eskitmek için kenarlarını siyah antıquıngle boyadım.
 
Islak mendille silerek eskimiş bir görüntü verdim.Ben aşınmış eskitmeleri seviyorum ama bu da çok güzel oldu:)
 
Beni çok eğlendiren bir ayna fıkrasıyla yazımı bağlayayım.Sevgiyle afiyette kalın her daim inşaAllah:)

 Tarihte ilk kez Erzurum'a ayna gitmiş.Adamın biri aynayı görüp eline almış.Daha önce hiç kendini görmediği için ölen kardeşine benzetmiş aynadaki görüntüsünü.
Adam: Eyy gidi gardaşım! seni bir daha görmek nasipte varmış,aynayı eve götürüp sarılıp uyumuş kardeşine.Karısı bakmış adam bir şeye sarılıp uyumuş, almış aynayı bakmış ki bir kadın;
- Allah belazı viree! bu karı da kim? Bi boka da benzesee!
diye feryat figan ederek evden çıkıp kadı efendiye gitmiş.
- Kadı efendi, adam beni bu karıyla aldattı!demiş.
Kadı almış aynayı bakmış bakmış ve;
- Yav, bu karıdan çok gavata benziir!