METAL BOYAMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
METAL BOYAMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2014 Pazar

ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA& CEMŞİD'İN NEVRUZU

Cümle yaradılmışların bahar bayramı kutlu olsun.Nevruz(yeni gün)hakkında anlatılan pek çok masalsı rivayetten,bana en inandırıcı geleni hiç kuşkusuz Kral Cemşid'in efsanesidir.Pîsdâdî hânedânının 4.hükümdarı olan Cem, 700 yıl boyunca insanlar,cinler, devler,kuşlar ve periler dünyası üstünde egemenlik kurmuş;hükümdarlığı zamanında dünya huzur ve refahla dolmuş.Yaygın efsaneye göre Hint ülkesinden gelen Cem, güneşli bir günde Azerbaycan’a gelip yüksek bir tepeye altın tahtıyla oturmuş.Güneşin ilk ışıklarıyla tahtının,mücevherlerinin ve güzel yüzünün parlaması üzerine halk Cem’e:Şid(Işıklı) unvanını vermiş.O güne de "nev-rûz"(yeni gün) denilmiş ve bayram olarak kutlanmış. Yönetimindeki 300 yıl boyunca halkı refah içinde yaşamış ve kimse hastalanmamış.
Halkı onu her gördüğünde:"Her şey,her iyi ve güzel sendedir!"diye bağırır olmuş.
Bu alkışlar yüzünden Cemşid'in yüreğine büyük bir gurur düşmüş ve kendini aşırı beğenir olmuş.Onun ruhunda ki bu açığı gören lanetli şeytan,oradan içeri girmiş.Cemşid'e secde ederek,ona melekler arasında yerlerin ve göklerin tanrısı olduğunun konuşulduğunu söylemiş.Cemşid şeytana sormuş:"Tanrılığımı halka nasıl bildireyim?"
İnsanoğlunun gafletinin eseri olan bu sözler karşısında şeytan,için için gülmüş,ve melanetine devam etmiş:
"Bir ovaya bin yük kuru odun yığsınlar,o odunları ateşe versinler,halkı bu büyük ateşin etrafına topla.En güçlü sesli adamlarına:"-Bu günden sonra tanrınız Cemşid'dir.O,yerin ve göğün tanrısıdır.O'na secde edin"Dedirt. Askerlerin halkın arasında dolaşıp secde etmeyenleri de ateşe atsınlar"Lanetli şeytanın bu kötü telkinleri dolan Cemşid söylenenleri aynen yapmış.Beş komutan doğuya,batıya,kuzeye ve güneye yürüyüp,ülkeler fethetmişler.Halkı meydanlarda toplayıp,altından,gümüşten ve türlü mücevherlerden yapılmış heykelleri ortalık yere dikip:"İşte tanrınız Cemşid budur,O'na varıp secde edemeyenler bu heykele secde edebilirler"demişler.Cemşid ve komutanları öldüğünde putları insanların ellerinde kaldı ve onlara tapınmaya devam ettiler.Böylece fetişizm(putculuk)doğdu.Ta ki Allah bir gün onlara doğru yolu göstermek için Nuh Peygamberi yollayana kadar. Nuh peygamber onları doğru yola çağırdı, puta tapmaktan vazgeçmelerini istedi.Fakat onlar ne Nuh Peygambere inandılar ne de puta tapmaktan vazgeçtiler.Sonrasını biliyorsunuz Nuh Tufanı...Allah hepimizi sonu felaket olan kibir ve gururdan korusun.
Şu sıralar rüyalarımda bile çini boyuyorum.Lakin arada bir,eskilere yeni yüzler boyamayı da ihmal etmiyorum :)
ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA, METAL BOYAMA, METAL NASIL BOYANIR, MASALSI, EMİNE MASAL, ÇİNİ BOYAMA, HOBİ, AHŞAP BOYAMA, DIY, ESKİ EŞYALARI YENİLEME, NEVRUZ,KRAL CEMŞİD
Kararmış alman gümüşlerimizden ikisini daha yeniledim.Çöpe atılmak üzereyken kızkardeşimin elinden kurtardığım bu gondola Ajda Pekkan operasyonu yaptım.
ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA, METAL BOYAMA, METAL NASIL BOYANIR, MASALSI, EMİNE MASAL, ÇİNİ BOYAMA, HOBİ, AHŞAP BOYAMA, DIY, ESKİ EŞYALARI YENİLEME, NEVRUZ,KRAL CEMŞİD
Fakat o beni mahcup etmedi,Paris Hilton 
oldu  :)
ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA, METAL BOYAMA, METAL NASIL BOYANIR, MASALSI, EMİNE MASAL, ÇİNİ BOYAMA, HOBİ, AHŞAP BOYAMA, DIY, ESKİ EŞYALARI YENİLEME, NEVRUZ,KRAL CEMŞİD
Kardeşim onları atma konusunda o kadar kararlıydı ki,belki kullanmaz diye minik prenseslerinin odalarına uygun boyadım.Onların çok seveceğinden eminim.
ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA, METAL BOYAMA, METAL NASIL BOYANIR, MASALSI, EMİNE MASAL, ÇİNİ BOYAMA, HOBİ, AHŞAP BOYAMA, DIY, ESKİ EŞYALARI YENİLEME, NEVRUZ,KRAL CEMŞİD
Objeleri iyice temizledikten sonra(yer yer oksitlenmiştiler)enamel boyayla 3 kat boyadım.Pembe tonu için folkart enamel beyaza bir damla fuşya kattım,tam fotoğraflardaki ton oldu.
ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA, METAL BOYAMA, METAL NASIL BOYANIR, MASALSI, EMİNE MASAL, ÇİNİ BOYAMA, HOBİ, AHŞAP BOYAMA, DIY, ESKİ EŞYALARI YENİLEME, NEVRUZ,KRAL CEMŞİD
Kabartma desenleri cadance parmak yaldızla vurguladım.Hem aşınmış hem de artistik bir hava veriyor:)Vernik kullanmadım.Oksitlenmiş alman gümüşlerine şimdi bakmalara doyulmuyor:)
Gönlünüzde ki her şey bahar dirilişi tadında olsun.
Sağlıkla afiyette kalın inşaALLAH...

5 Mart 2014 Çarşamba

8 MART KADINLAR GÜNÜ&ÇELİK TEPSİ BOYAMA

8 Mart 1857'de Newyork da bir dokuma fabrikasında 40 bin işçi kadın,uzun çalışma saatlerini ve olumsuz çalışma koşullarını protesto etmek için greve başlar.Fakat çalışmaları için kadın işçiler fabrikaya kilitlenir.Fabrika da çıkan yangında kurulan barikatlar nedeniyle tahliye olamayan 129 kadın can verir.Başlangıçta ilkbahar aylarında anılan emekçi kadınlar günü,Clara Zetkin'in önerisiyle 8 Mart'ta  kutlanmaya başlanır.
Dünya,dünya olalı kadınları hiç sevmedi.Tarihin neresine bakarsak bakalım,hangi toplum olursa olsun kadınlarla ilgi büyük bir dram muhakkak görürüz.Modern dünya da,geçmişin bedelini bir güne tahsis ederek,vicdanını temize çekmeye çalışıyor."8 Mart Dünya Kadınlar Günü".Her yıl olduğu gibi bu yılda:Televizyon da 3-5 şiddet mağduru kadın gösterip,meydanlarda da iki afilli laf edip, bir sonra ki 8 Mart'ta kadar görevini yapmış olmanın huzuruyla 364 gün kadınları yine unutacaklar.
Herşey bir yana müslüman toplumlarda kadının ezilip hor görülmesini anlamak hiç mümkün değil.Çünkü kız çocuklarının utanç kaynağı kabul edilip,karanlık bir gece de,karanlık bir çukura diri diri gömüldüğü bir toplumda, şehadet ettidiğimiz peygamber Hz.Muhammed (SAV):Kız torunu Ümame'yi sokaklarda omuzlarında taşıyarak cinsiyet ayrımını yok saymıştır.Kadının utanç sayıldığı bir toplumda,kadını omuzlarında taşıyan bir Peygamberin ümmetinin,kadını aşağılama lüksü yoktur kanımca.Şunun da hatırdan hiç çıkarılmaması gerektiğini düşünüyorum: Müslümanların kötü şeyler yapıyor olması islamın kötülüğünden değil,o insanların kötülüğündendir.Her kim nerede eziliyor ve acı çekiyorsa Rabbim yar ve yardımcısı olsun her daim İnşaallah.
Çini boyama tutkum ağır bastığı için,evde ki eşyaları yenileme çalışmalarımı bir süredir askıya almıştım.
TEPSİ YENİLEME, METAL BOYAMA, ÇELİK TEPSİ BOYAMA, PEÇETE DEKUPAJI,ÇİNİ BOYAMA, MASALSI, EMİNE MASAL, 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ, TEPSİ BOYAMA, ENAMEL BOYA,
Her kullandığımda çizikleri gözümü rahatsız eden çelik tepsime bu hafta biraz şefkat gösterdim.O sevimsiz çelik tepsi bir anda masalsı bir güzelliğe büründü.
TEPSİ YENİLEME, METAL BOYAMA, ÇELİK TEPSİ BOYAMA, PEÇETE DEKUPAJI,ÇİNİ BOYAMA, MASALSI, EMİNE MASAL, 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ, TEPSİ BOYAMA, ENAMEL BOYA, Folkart enamel beyazın içine bir damla fuşya katarak tepsiyi 3 kat boyadım.Ve boyanın kendini fikse etmesi için 21 gün kuruttum.
TEPSİ YENİLEME, METAL BOYAMA, ÇELİK TEPSİ BOYAMA, PEÇETE DEKUPAJI,ÇİNİ BOYAMA, MASALSI, EMİNE MASAL, 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ, TEPSİ BOYAMA, ENAMEL BOYA,
Desenler peçete dekupajı.Çok güzel bir peçete,onu çok sevdim.Fotoğraflardakinden çok daha güzel oldu(sanırım benim fotoğraf makinam tedavülden kalkalı çok oldu:).Boyadığım objeleri yıkamaya ve silmeye dayanıklı olsunlar diye su bazlı bir vernikle muhakkak 4-5 kat vernikliyorum.Sonra da gönül rahatlığıyla kullanıyorum.
TEPSİ YENİLEME, METAL BOYAMA, ÇELİK TEPSİ BOYAMA, PEÇETE DEKUPAJI,ÇİNİ BOYAMA, MASALSI, EMİNE MASAL, 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ, TEPSİ BOYAMA, ENAMEL BOYA,
Peçeteyi bulamayanlar için bir de yakın çekim fotoğraf  yükledim,deseni yazdırıp kullanabilesiniz diye.
Emanetleri asla zayi etmeyen Rabbime emanet olun.Sevgiyle,afiyette kalın İnşaallah...

27 Aralık 2013 Cuma

ÇELİK TEPSİ BOYAMA&ŞÜKÜR

"Kalbinde yeşil bir dal bulundurursan,şakıyan kuşlar gelir"der bir kızıldereli atasözü.Tarafımdan bizzat test edilmiştir, kesinlikle doğru.Hayat herkes gibi beni de bazen zorluyor elbette.Lakin"şükür,sen nasıl eşsiz bir nimetsin".Sahip olduklarını düşününce,nasıl da gülümsüyor herşey insana.Sonsuz şükürler olsun,şükrün eşsiz sahibine.
 Bursa'ya ilk taşındığımda,Bursalıların pek övündüğü bir şeydi:Bir dağın tüm şehri görüyor olması.İlk defa Uludağ'ın eteklerinden Bursa'ya baktığımda bir öğlen vaktiydi.Yanımdakilere söylemedim lakin bunun pek de övünülecek bir şey olmadığını düşündüm.Ne de olsa bir dağın,denizi görmesinin ne demek olduğunu bilmiyorlardı.Neden sonra bir gece vakti baktım o dağdan ovaya.Yıldızlar yeryüzüne yağmış,gökyüzü yere inmişti.Sanırım o gün sevdim Bursa'yı.
Her akşam hava karardığında,Ataevler ovasını tepeden gören iş yerinde ki odamdan,beton blokların bir anda yıldız kümelerine dönüşmelerini izlemeye bayılıyorum.Uzun ve yorucu iş günümü böyle muhteşem bir manzaraya bakarak ödüllendiriyorum.Ben bir Polyanna değilim,gereksiz iyimserliklerim yoktur.Şehrin ışıklarını gerçekten seviyorum,onlara bakmak yüreğimi minnetle dolduruyor.Ve ben şükranla dolunca,bütün her şeyin bana gülümsemekten başka çaresi kalmıyor.
Arkadaşlar facebookta ki sayfama (masalsi)mesaj bırakıp,gerçekten yazdıklarında ki gibi birimisin?diye soruyorlar.Evet yazılarımda ki gibi biriyim.Bazen her şeyle barışık,bazen herkesle çelişik:)
  Bir de bu sıralar blogu boşladın diyorlar ki,doğru söze ne denir:)Ufak tefek bir şeyler boyuyorum elbet,fırsat buldukça paylaşacağım inşaALLAH.
Cam veya metal objeleri boyamayı çok seviyorum bilirsiniz.Bu defa şans çelik çay tepsime gülümsedi,onu boyadım.
MASALSI, AHŞAP BOYAMA, METAL BOYAMA, TEPSİ YENİLEME,TEPSİ BOYAMA, EMİNE MASAL, HOBİ,DIY,GERİ DÖNÜŞÜM,TEPSİ SÜSLEME,DEKUPAJ, PEÇETE DEKUPAJI,
   Çelik çay tepsisinde kullanımdan kaynaklanan çizikler vardı.İtiraf etmeliyim ki çizikler olmasa da,boyardım.
Böyle çok çok güzel oldu.
MASALSI, AHŞAP BOYAMA, METAL BOYAMA, TEPSİ YENİLEME,TEPSİ BOYAMA, EMİNE MASAL, HOBİ,DIY,GERİ DÖNÜŞÜM,TEPSİ SÜSLEME,DEKUPAJ, PEÇETE DEKUPAJI,
Folkart enamel boya ile tepsiyi 2 kat boyadım.Desen peçete dekupajı.Yaprak yeşiliyle eskitme yapıp,parmak yaldızla aşınmış havası verdim.Puantiyeleri yaptıktan kısa bir süre sonra yıkayarak,aşınmış görüntüsü verdim.
Çok keyifli,güzel bir çalışma oldu.Eski bir eşya,yine muhteşem bir yüze kavuştu.Tüketim önlendi,zevkten ödün verilmedi:)
MASALSI, AHŞAP BOYAMA, METAL BOYAMA, TEPSİ YENİLEME,TEPSİ BOYAMA, EMİNE MASAL, HOBİ,DIY,GERİ DÖNÜŞÜM,TEPSİ SÜSLEME,DEKUPAJ, PEÇETE DEKUPAJI,
Bu arada,beni takip eden,yazdıklarımı okuyup,paylaşımlarımdan güzel yorumlarını hiç esirgemeyen güzel insanlar:Sizi seviyorum.Herşey gönlünüzce olsun.
Emanetleri asla zayi etmeyen Allah'a emanet olun.
Sevgiyle...Sağlıcakla... 


3 Ekim 2013 Perşembe

METAL KUTU BOYAMA VE SUYUN HAFIZASI

Masaru Emoto 1943 doğumlu bir alternatif tıp uzmanı.Nam-ı diğer okunmuş suyun faydasını parlatıp,sitesinde hatırı sayılır bir meblağa satan Japon girişimci:)."Su Kristallerinin Mucizesi" kitabında özetle:Suyun canlı olduğunu ve su moleküllerinin duyguları anladığından söz ediyor.Bunun için oldukça etkileyici veriler sunmuş.Kar taneleri eşsizdir,birbirine benzemez,bu ezberimizde zaten var.Ezberimizi bozan,Masaru tüm kar kristallerinin mükemmel dokuda olmadığını idda ediyor.Yaptığı çalışmaların birinde,dünyanın çeşitli yerlerinden alınan su örneklerini kristlize ettiklerinde:Temiz sular mükemmel kristalize olurken,kirli sular çirkin ve bulanık kristalleşiyor.
Okunmuş su mevzuna gelince:Aynı kaynaktan iki bardağa su doldurup,birine aşk sözcükleri fısıldarken;diğerine nefret sözcükleri fısıldıyorlar.Sonuçta aşk üfürülen su muhteşem;nefret üfürülen su ise çirkin ve bulanık kristalleşiyor.
Burdan alınacak çok önemli bir ders var:Vücudumuzun %70'ı su.Ve bizi duyuyor:)ona ne söylediğiniz önemli.
Masaru Emoto'nun iddalarının bilimsel bir dayanağı olmasa da biz dünyalılar cemaatini heyecanladırmayı başardığı kesin.
Masaru Emoto'ya kimse inanmasa da ben bütün kalbimle inanıyorum.(Büyüksün Masaru:)Kesinlikle vücudumuz bizi duyuyor.
Ona aşk sözcükleri fısıldadığımda,içimde dans eden küçük bir kızın vardığını hissedişim  öyle boşu boşuna değilmiş anlayacağınız:)
    Gerçi beni suyun hafızasından çok her dilde aşk sözcüklerini biliyor olması,
 daha çok etkiledi:)
Bursa'da üç gündür güneşi görmedik,güneş duasına çıkasım var.Sürekli yağmur yağıyor.Haa  bir Rizeli olarak ben yağmuru delice severim.Lakin istiyorum ki,yağmur hep güneşli günlerde yağsın,ardından gökkuşağı ufka tünesin.Damarlarımda kelebekler uçarken, ben ağzım kulaklarımda yaşayayım.Ama neylersiniz Rabbimin rahmeti hep güneşli günleri seçmiyor.Karanlık günlerde de kendime aşk sözcükleri fısıldayarak,kendi kendimin güneşi oluyorum.Vee gerçekten işe yarıyor;vücudumuz bizi duyuyor.Etrafımda ki herkes kapalı havaların kendilerini depresif yaptığını idda ederken,benim içimde sürekli dans etmemi başka neyle açıklayabilirim.Bana her günü aşkla yaşama sevincini bahşedene sonsuz teşekkürler.Başka ne mi yapıyorum?Metal kutu boyamaya devam ediyorum:)
 Bu kutu,2 kiloluk bir peynir kutusuydu. Makinam eski,fotoğraflar çok iyi çıkmıyor. Öyle güzel oldu ki,attığım tüm metal kutular adına ondan özür diledim:)Şimdi benim hobi malzemelerime ev sahipliği yapacak.
    Bu kutu Marmara Birlik zeytin kutusu, 
onun da  boyanınca performansı çok başarılı aklınızda bulunsun.
Bu kurabiye kutusunun boyası deforme olmuştu,ona da dokundum,çok cici oldu :)
 
Vee tüm boyadığım metal kutuların aile pozu:)
En üsteki kutular Bim'de satılan bir konservenin kutuları.Onlara bayılıyorum.Lakin transyağ içerdiği için hiçbir şekilde çiçek yağı kullanmadığımdan,ben alamıyorum.Ancak alan birileri olduğunda kutularını sahipleniyorum.İğne ve düğme kutusu olarak ailemize katıldılar.Metal kutuların ikisi önceden boyamıştı:Burda.
Hepsini Folkart enamel boyayla boyadım.Desenlerin hepsi peçete dekupajı.
En güzel aşk şarkılarını kendinize fısıldamanız dileğiyle...
Hoşçakalın,herşey gönlünüzce olsun...


27 Eylül 2013 Cuma

METAL KUTU BOYAMA VE PEÇETE DEKUPAJI

Genç bir çift mahalledeki evlerine yeni taşınmışlar.Sabah onlar kahvaltı ederken,karşı komşuları çamaşır asıyormuş.Kadın kocasına "Iığğ çamaşırları ne kadar da pis,yıkamasa daha iyi"demiş.Sonraki günlerde de kadın ne zaman komşusunu çamaşır asarken görse kocasına dönüp:"Çamaşırları hiç temiz olmuyor,yıkamayı bilmiyor sanırım"diyormuş.
Bir süre sonra bir sabah komşuları yine çamaşır asıyormuş.Kadın kocasına:"Aa tertemiz yıkamış,kim öğretti çamaşır yıkamayı acaba" demiş.Kocası cevap vermiş:"Bu sabah biraz erken kalkıp camımızı sildim".
Şu sıralar insanların sürekli birbirlerini yargılama ve üç kuruşluk bir espriye bir insanı malzeme etme çabaları dikkatimi çekiyor.Halbuki herkes kendi camını silse,birilerini yargılama algısından da kurtulmuş olacak.İnsanları sevme,onları oldukları gibi kabul etme,farklılıkların kusur değil,zenginlik olduğu bilinci bizim kendimizle olan yolculuğumuzda barış içinde olmamızı sağlar.Kendiyle barışı olanın;kimseyle derdi olmaz.Bunu neden mi mevzu ettim?Anlatayım efendim:
Oğluma okuldaki ilk gününün nasıl geçtiğini sorduğumda:"Ya bir okulda kızların hepsimi kezban olur"dedi."Kezban ne demek" dedim."Bildiğin bıyıklı kızlar işte"dedi.Çok şaşkınım onu ben yetiştirdim fakat böyle yargılamaları nereden öğrendi anlayamadım.Neyse ona sıkı bir ayar çektim.Sonra da kendimi yine boya badana işlerine vurdum:)iki metal kutu boyadım.
       Bu metal kutuları uzun zamandır severek  kullanıyorum.Boyaları yer yer deforme olmuştu.Atmaya kıyamadım,bu kez onlara dokundum;çiçek açtılar:
Metal,cam veya porselen gibi sert zeminleri boyarken,boyanın darbelere dayanıklı olması için:Ya parlak yüzey astarı yada enamel boya kullanıyoruz.Gerçi ben tüm sert zeminlerde enamel boya kullanmayı çok seviyorum.
 Metal yada cam yüzeyleri boyamadan önce sirke veya alkole batırılmış bir bezle iyice silmekte fayda var.Bazı deterjanların içindeki tozlanmayı önleyen parlatıcı maddeler böylece zeminden uzaklaşmış oluyor.Kutuları pon pon sünger ve Folkart enamel boyayla iki kat boyadım.Desenler peçete dekupajı.Enamel boyanın verniğe ihtiyacı yok.Fakat peçeteler yıkamaya dayanıklı olsun diye metal kutulara 3-4 kat su bazlı vernik sürdüm.Sonuç, benim emektarlar prenses gibi oldu:) 
Bir şey eksik gibiydi,puantiyeler geldi tamam oldu:)
 Aslında bütün dikkatini kendi hayat tuvaline yöneltmiş,hayatlarını bir sanat eserine çevirmek için çaba gösteren güzel insanların sayısı da hiç az değil.Dünya onların sayesin de hala çok güzel bir yer.Bu sabah sizinle paylaşmak için bu güzel insanlardan birinin balkonunun fotoğrafını çektim.Kuşlar için balkonuna bir misafirhane inşa etmiş.Şansıma bir alakarga da orada misafirdi.Nasıl güzel bir düzenek değil mi?Kuşlar alt komşunun balkonunu kirletmeden yemlerini yiyor ve sularını içiyor."Mademki insanız cümle canlara saygımız vardır"ın alamet-i farikası bu güzel insanları yürekten kutluyorum,iyi ki varsınız.
Her şey gönlünüzce olsun,sevgiyle kalın...

6 Eylül 2013 Cuma

ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA VE EYLÜL

Söylenene göre Akadlar'da eylülün anlamı:"Sevinçten haykırmak"mış.Kesinlikle doğru.Diğer hiçbir aya benzemiyor eylül.Her ağacın başka bir rengi var.Gündüzünde yaz güneşi,gecelerinde kış hüznü saklı.Üşütmeden bizi öpüp okşayan yumuşak esintisi,genzimize dolan toprağın kokusu,kırlangıçların veda dansları.En güzel olmak için bir ayın başka neye ihtiyacı olabilir ki?Aylardan hep eylül olsa olmaz mı?Eylül kelimesi süryanice "aylül" (üzüm) anlamına geliyormuş.İster üzüm ayı olsun,ister karadenizde anıldığı gibi istavrit ayı olsun,ben eylül konusunda Akadlar'a katılıyorum:)
Yine aynı şarkı başladı bile.
Bu mevsim böyledir rüzgar gelir.
Islanmışım ben gözyaşlarımdan.
Bu mevsim böyledir aniden gelir.
Eylül aniden gelir.
 Gökhar Kırdar'ın şarkısında seslendirdiği gibi eylül aniden geldi.Ben uzun,çok uzun sürmesini istiyorum:)
Fotoğrafları düzenlerken,bir iki ay önce boyadığım alman gümüşlerinin post olmaya çok meraklı olduğunu farkettim.Bu defa kızkardeşimin alman gümüşlerini boyadım.Gümüşün yazgısı müşterektir.Tüm gümüşler kararır.Alman gümüşleri içlerinde en bahtsız olanları;çünkü bu gümüşleri parlatmanın bir yolu yok.Gümüş rengini korumak isteyenler gümüş varak kullanarak ta yenileme işini yapabilirler.Ben Cadance marka fildişi-beyaz enamel boya,pon pon fırça ve parmak yaldız kullandım. 
Bu kasenin varlığının farkında bile değildim.Şimdi mutfağın sultanlarından.
Bu kardeşimin gondolu.Hatırası var diye dolabın altında saklıyordu.Şimdi hem hatırası var,hem çok güzel:)
Boyanmadan önce böyle görünüyorlardı.Bir anıları olmasa,tam hurdalık...
Boyanınca görünümleri böyle oluyor.Fabrikadan çıkmış gibi sıradan.
 
  Eskitme yapıldıktan sonra ise,muhteşem.Artistik bir görünümleri oluyor.Detaylar netleşiyor ve yaşanmışlık duygusu veriyorlar.Görünen o ki alman gümüşü kurtarma çalışmalarına devam edeceğim.Bana ihtiyaçları var :)(duygusallığım eylülden sanırım)
Sevgiyle afiyette kalın inşaALLAH.

22 Ağustos 2013 Perşembe

BİT PAZARINDAN SİYAH BEYAZ BİR FOTOĞRAF HİKAYESİ

Geçen yıl kızkardeşimle bit pazarına gitmiştik.Gittiyseniz bilirsiniz.Kaşıkçı Elmas'ını sattıklarını düşünenlerin dışında satıcıların tezgahı yoktur.Ürünlerini yerde bir bezin üzerine sererler.Yer sergilerinin arasında dolaşırken küçük bir çerçeve dikkatimizi çekti.Kardeşim eğilip aldı.Büyülenmiş gibi bakıyorduk.Tanımadığımız bir çiftin 1969 da Pera da bir fotoğrafcıda çekilmiş siyah beyaz düğün fotoğrafı.Gördüğüm en güzel gelin ve damat,yüzlerinde inanılmaz güzellikte ince bir tebessüm:)Kim kıymış vermişti,bir önemi yoktu.Yabancı ellerde, yabancı gözler tarafından, hayranlıkla izlenen bir fotoğraftı bu.Fotoğrafı çektirenler yıllar sonra hiç tanınmadıkları birinin eline geçebileceğini düşünmemişler.Fotoğrafın arkasına:"Muhterem dayım  ve yengeme mutlu günümüzün anısına,sevgiyle..." yazılmış.İsimler yazılmış ve tarih düşülmüş:(
Siyah beyaz fotoğraflar.Ne var bunlarda? Niçin bu kadar güzeller?Şimdiler de fotoğraflara bakıp bakıp geçiyoruz.Fakat siyah beyaz bir fotoğrafta kilitlenip kalıyoruz.Bence fotoğrafın rengi değil onu muhteşem yapan.Birkere zamanın fotoğrafçıları sanki gördüğünü değil de hissettiğini çekmiş.Geçenler de bit pazarına gittiğimizde kardeşim yine siyah beyaz fotoğrafların peşine düştü.Pazarda bir ressamla tanıştık.O da fotoğrafların peşindeymiş."Atölye de öğrencilerin önüne atıyorum ne hissettiriyor, çizin diyorum"dedi.Ne hissettirdiklerine gelince:Eskiden insanlar ne kadar da şıkmış.Hepsi jilet gibi görünüyor.Nasıl güzel bir gülümseme dudaklarındaki.Gözlerinde ki uzun bir hikayenin başkahramanı yaşanmışlığı.Ve dokunmalar sarılmalarda ki,hep yanında olacağım duygusu.O fotoğrafları özel yapan renkleri değil,taşıdıkları duygu:)Bir insan isterse size sesiyle sarılabilir demiş İlhan Berk,ekliyorum;bir fotoğrafta size sarılabilir.

Bu fotoğraftaki genç adam benim babam.1968'de istanbulda Narin Foto'da çekilmiş.Fotoğrafçı gerçek bir sanatçı olmalı.Babamın hala gözleri dudaklarından sıcak güler:).Bu yakışıklı adamın fotoğrafına bir çerçeve boyadım.Döküm çerçeveleri çok beğeniyorum.Sadece koyu rengi vardı.Nasılsa boyarım diye düşündüm boyadım da... 
 Çerçeve metal olduğu için enamel boya kullandım.Birinci kat boyadan sonra bu görüntü artık yüreğimizi hoplatmıyor.İki katta kapandı.Parmak yaldızla oymalarını vurguladım,vernikledim.

Babamla birbirlerine çok yakıştılar.Siyah beyaz fotoğraflardan söz edip Pilli Bebeğin fotoğraf şarkısını anmadan olmaz dimi.
Sevgiyle afiyette kalın her daim İNŞAallah.
Bir siyah beyaz fotoğrafım ben.
Tozlu raflardayım,eski albümlerde.
Yağmurlu günlerde,alçak gönüllü
bir su birikintisiyim.
...
Biliyor musun bir gün,
bir yağmur sonrası
siyah beyaz bir fotoğraf
bulacaksın yerlerde.

İşte o an
bir kıpırtı yüreğinde.
Ve iki damla yaş olacağım
güneşli gözlerinde...



11 Temmuz 2013 Perşembe

GEMİCİ FENERİ BOYAMA VE DEKUPAJ

Bu gün sosyetik pazara gittim.Gerçi her zaman ki gibi toka ve taç alıp çıktım.Fakat çok değerli bilgiler öğrendim.İhraç fazlası ürünlerin satıldığı, meşhur bir tezgahın başında kendime güç bela bir yer buldum.Ve seçmeye başladım.Bu kadar talihsiz olabilirmiyim?Her defasında tezgaha bıraktığı ürün eline gelir mi insanın?Şu Murpyh'den de kurallarından da nefret ediyorum.Niye benim elime, hep attığım geliyor diye sesli düşündüm.İyiki de düşünmüşüm yanımdaki teyze yenisin galiba dedi.Sayılır dedim.Şöyle baktığını aç, yana bırak.Sonra ki baktığını onun üzerine bırak.Böylece tezgaha karışmaz, hep eline gelmez dedi.Senin düzenli yığınını da biri alır, tezgahın başka yerine geçmiş olur.Bu teyzeler nasıl akıllı ya.Tezgah karıştırmanın bile raconunu yapmışlar,ekonomi cadısı herbiri:)
Aklıma üniversiteye başladığım ilk yıl geldi.Derste Arif Esin ve sigarası var.Onları hiç ayrı görmedim.Şimdi söylemesem adamı eksik söylemiş olurum.Fransa'dan mı ne yeni gelmiş.
"Ya Türkiye'de kadınlar, altın günü diye birşey yapıyorlarmış"dedi.Bizde adam yeni ya, ballandıra ballandıra anlatıyoruz;sarmalar, kısırlar falan.Bunlar umrunda değil tabi.Ee bu kadınlar kapitalizmi baltalar,bankalar kime kredi satacak dedi.O zaman ona memleketim kadınlarının yastık altı birikimlerinden, evde sakladıkları altınlarından söz etmedik.Genç göründü gözümüze, ani şok kaldıramaz diye düşündük.Şimdi düşünüyorum da keşke sözetseydik.Gelinen noktadan eminim çok memnundur.Ne de olsa tam istediği gibi oldu.Altın günleri kredilere yenik düştü:(

Sosyete pazarından birşey alamadım,fakaat bit pazarından bu gemici fenerini aldım.Değerli  bir şey değil ama,o kadar sevdim ki  içimden öpüp koklamak geliyor.(henüz öpmedim:)
 Daha önce, kayınvalidesinden kızkardeşimin, kızkardeşimden de benim  zimmetime geçen ve boyadığım bir fenerim var.bunuda boyayıp ikisini birlikte paylaşacaktım ama dayanamadım.Fenerimi herkesler görsün istedim:)


2 yıl balkonda bekledikten sonra, beyaza boyanıp aileden olmuştu kendileri.O zamanlar buralar hep sentetik boya,öyle enamel falan bilmiyoruz:)Geçen hafta baktım pek bi sıradan geldi gözüme.Beti benzi atmış.Hemen ilgilendim:)
 
 Onu da maviye boyadım.Abartıp peçete dekupajı yaptım.Bir şeyimiz eksik gibiydi.Puantiyeler geldi tamamlandık:)
 
En çok sevdiğim mavilerime bir yenisi eklendi.
"Balıkların,kandillerin,ne varsa olsun ellerin.Bana mavini ver, deniz! "demiş Arif Nihat Asya.Ne de güzel söylemiş.Sevgiyle afiyette kalın inşaAllah...

18 Haziran 2013 Salı

METAL ÇERÇEVE BOYAMA VE DEKUPAJ TABLO

Ey nazlı nazlı yürüyen selvi,hazan rüzgarı sana değmesin.
Ey cihanın gözbebeği,kem göz senden uzak olsun.
Sen göklerin de canısın, yerin de! ..
Canına, rahmetten, rahattan başka bir şey dokunmasın!



Mevlana'nın bu rubaisini her okuduğumda,  gözkapaklarım istemsiz kapanıyor ve yüreğimin içinde kelebekler uçuşuyor.Evrende bir insan için dillendirilebilecek, daha  güzel bir dua varmı dır?Kuşkusuz vardır.Lakin bu sözler beni büyülüyor.Hem güçlü bir beğeni,hem yürek dolusu sevgi...Bakmaya doyamamak,tırnağının ucuna kıyamamak...
Benim çoçukluğum da şimdi duymayı gerçekten çok özlediğim içten dualarla örülüydü.Rahmetli babaannem,tuttuğun altın olsun,gökten yağsın yerden toplayasın,çok günler göresin,keder nedir bilmeyesin diye sıralardı dualarını.Nasıl güzel,beklentisiz bir sevgi, birinin sizi iyilik ve sevgiyle anması,aklına dahası yüreğine düşmeniz.Birini dua ve sevgiyle anmak bu eskidendi çoook eskiden.Şimdi hepimiz çok meşguluz.Sevdiklerimizi farketmeye bile vaktimiz yok:(
Herşey bu rubaiyi duvarıma asmak istememle başladı.Önce bir kaligrafa yazdıracaktım,sonra vazgeçtim kendim yazdım.Tabi yine evdekileri değerlendirerek.Bu iki gümüş kaplama çerçeve modası geçmiş öyle bekleşiyorlardı.
 Bu defa onlara dokundum:Önce enamel boyayla boyadım.Sonra parmak yaldızla eskittim.Eskitmenin verdiği yaşanmışlık duygusunu çok seviyorum.

Çerçevelerin arka kısımları mdf idi.Onları da boyadım sevdiğim iki grafiği kenarlarını yakarak eskittim.Ve dekupaj yaptım.
5-6 kat vernikleyerek toz alamaya uygun hale getirdim.Grafiklerden birine kendi el yazımla rubaiyi yazdım.Resmi de çizmek isterdim:( Neyse üzerinde çalışıyorum:)
Tablolarımı da çok beğendim.Rabbim güzel günler de seyretmeyi nasip etsin.Daha güzelleri sizin olsun.Tablolarla birlikte çok önemli bir eksiğimi farketmiş bulunmaktayım.Benim matkabım yok:)Duvarı nasıl deleceğim.En kısa zaman da bununla ilgileneceğim.
mevlana,rubailer
Canınıza:Rahmetten rahattan başka birşey dokunmasın.Sevgiyle kalın:)

11 Haziran 2013 Salı

TAVA BOYAMA VE DEKUPAJ

Kimler geldi kimler geçti bu mutfaktan diye düşünecek olursam,bardaklardan sonra en çok tava geçmiştir benim mutfağımdan.Şimdilerde pek kullanılmıyor ama eskiden teflon tavalar candı:) Çizilince hemen atılacağı için de hiçbir kadının teflon bir tavayla duygusal bir ilişkisi olmamıştır,olmaz.Çizilince gözümüz de o artık kansorejen bir katildir.Sene de 2-3 tava bu sebeple çöpe uğurlanır.Ardından ağlanmaz.Su dökülmez.Her bulduğunu atan ben  kestane pişiririm diye, bu tavayı ayırmıştım.Öyle kıyamamaktan falan değil yani.Bu arada bu kış hiç kestane pişirmediğimi de farkettim.Sokaklarda satılanları seviyorum ben,şöyle köz kokusu gelecek yerken.Her şey bu kadar kolay değilken, hayattan alınan haz ne kadar da yoğunmuş.Harcanan emek çoksa,sürülen keyifte doya doya oluyor.Madem kestane pişiremedim ve artık kolay kolay bir şey atmıyorum,ben de bu tavayı pano olarak boyayayım dedim.

Şimdi mutfağımı süslüyor ve eski ezikliğinden eser yok.Mutfağa girdiğimde onu duvarda görmek beni çok mutlu ediyor.
Önce enamel boyayla 1-2 kat boyadım.Enamel boyanın zemini tutuşu çok başarılı.Kolay kalkmıyor.Üzerini mavi akrilik boyayla pon ponlayarak boyadım.

Dekupaj resminin kenarlarını yaktım.Yüzey kazınarak resim ortaya çıkarılmış gibi görünsün istedim.Fotoğraflarda belli olmuyor ama özenle kazınıp ortaya çıkarılmış gibi duruyor.Ya da bana öyle geliyor:)

Ben yaptım diye demiyorum,tavanın mavisine de,  kenarları yanmış  fotoya da bayıldım.
Her baktığımda kulaklarımda Emel Sayın- Müzeyyen Senar karışımı bir ses aynı şarkıyı söylüyor.
Gerçi mektup mu kaldı ki,
 yar kenarını yaksın:) sevgiyle kalın...


Yine yakmış yâr mektubun ucunu
Askerlikte sevdâ çekmek zor diyor
Yükleyip postanın bana suçunu
Hatırımı teller ile sor diyor
Askerlikte sevdâ çekmek zor diyor

Dinlenmeler bir sigara içimi
Duman duman sen kaplarsın içimi

Çiğdem çiçek açmış teskere yakın
Yeşiller giy artık yollara bakın
Sevgilim kendini nazardan sakın
Seni düşde gördüm hayra yor diyor
Askerlikte sevdâ çekmek zor diyor


25 Mayıs 2013 Cumartesi

ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA

Alman gümüşü olmayan bir ev varmıdır?Hiç sanmıyorum.En azından  bir şekerlik, bir tepsi, bir vazo olmadı bir şamdan her eve  geçerken şöyle bir uğramıştır:).
Bunlar da benim alman gümüşü gondollarım.Kararınca kaplama oldukları için bildiğim kadarıyla parlatmanın bir yolu yok. Her zaman ki gibi boyamadan fotoğraf çekmeyi unuttum.Neyse ki biri boyasız.
alman gümüşlerini yenileme
Fransızcası jardiniere; çiçeklik,saksılık anlamına geliyor.Lakin benim ülkemin fonksiyonel kadınları onu şekerlik olarak kullanıyor:) Kendileri bir dönemin en fiyakalı aksesuarlarından.Söylentiye göre eskiler bir askerlik yapmamışa,bir de gondolda çikolata getirmeyene kız vermezlermiş.
Gerçi bunlara neden alman gümüşü denildiğini de anlamış değilim.Alman deyince benim aklıma sandaletin içine çorap giyen,incecik bacaklarının üzerinde nasıl oluyorsa kocaman bir göbeği olan, ama ille de her şeyin en sağlamını yapan insanlar geliyor.Bu gümüşlerin ne kadar çabuk karardığını düşünürsek, sadece adı alman sanırım.
Ben bu bebekleri önce enamel boyayla 2 kat boyadım.Bembeyaz görüntüleri; bizde bir şeyler eksik diye bağırıyordu.
Onlara biraz yaşanmışlık katmak için yaldızla eskittim.Yeni yüzlerin çok daha fazla sevdim.
YALDIZLA ESKİTME
Aslına uygun, içlerini çiçekle doldurmak için de çiçekçiye gitmeyi bekleyemedim.hemen sitenin bulunduğu sokaktan bu çiçekleri kaptım.Ve fotoğrafları hazırladım.


Ben harika bir boyacıyım.Yine egom tavan yaptı:)Fotoğraf makinem eski,görüntüyü istediğim netlikte yakalayamıyorum.Herşeyin eskisini severim.Fakat teknoloji söz konusu olunca inat etmemek lazım.

Öyle güzel oldular ki,itiraf edeyim o bembeyaz halleri beni biraz hayal kırıklığına uğratmıştı.Ama eskittikten sonra sanat eseri gibi oldular.eski eşyaları yenileme,öncesi sonrası
öncesi-sonrası,eski eşyaları yenileme 
Eskiden dolabın altında bekleşiyorlardı, şimdi çok severek kullanacağım.Ben mutlu,onlar ihtişamlı, ee bir de Ömer Hayyam dan bir rubai.Daha ne olsun. Sevgiyle kalın...

Gören göze:Güzel, çirkin hepsi bir;
Aşıklara cennet, cehennem, hepsi bir;
Ermiş ha çul giymiş, ha atlas;
Yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir.