FEYYAZ EFENDİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FEYYAZ EFENDİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2013 Salı

CAM BOYAMA KEK FANUSU&FEYYAZ EFENDİ

Hüznünü hiç isyan etmeden,zarifçe nasıl ifade edersin?Sorusunun en güzel cevabı hiç kuşkusuz:
"Ağla ey dil,ağla şimdi halime,
Perde-i zulmet çekildi parlak istikbalime"

Dizeleridir.Bu satırların yazarı Feyyaz Efendi:Erzurum öğretmen okulunun son sınıfında öğrenciyken I.Dünya Savaşının başlamasıyla Erzincan Yedek Subay Okuluna alınan 18 yaşında bir genç.Savaşın hiddetlenmesiyle Muş cephesine gönderilen Feyyaz Efendi,gıdasızlık ve zorlu hava koşulları nedeniyle tifüse yakalanır.Ve Bitlis'e hastaneye sevk edilir.Hastanede tedavi görürken 19 Şubat 1916’da Bitlis işgal edilir.Tüm arkadaşları Ermeniler tarafından katledilmişken,onu yine bir Ermeni doktor kurtarır.Rusya’nın kuzeyinde Kosturma şehrine esir kampına gönderilir.Kendisiyle aynı yaşta, asker kocasını savaşta kaybetmiş Marya'ya aşık olur.Bu masalsı aşk ona mandolin dersleri dersleri bile aldırır.Lakin hastalığı ilerlemiş vereme dönmüştür.İstanbula gelen bir gemiyle ailesinin yanına dönmeye çalışan Feyyaz Efendinin ömrü vefa etmez,Ankara da akrabalarını yanında 26 yaşında hayata gözlerini yumar.Feyyaz efendi,savaş boyunca ve hep hasta geçen esaret günlerinde günlük tutar.Genç yaşta filizlenen bu aşka bir ağıt niteliğinde:

"Ağla ey dil,ağla şimdi halime,
Perde-i zulmet çekildi istikbalime"
Satırlarını deftere not düşer.
Küçücük bir ömür;büyük bir aşk;büyük acılar;büyük umutlar...
Kavuşunca adı aşk olmazmış Feyyaz Efendi.
Mekanın cennet olsun... 
Şimdi ben aynı yaş gurubunda ki gençlerle çalışıyorum.Düşünüyorum da biz ne ara bu kadar şımardık,ne ara böyle kıymet bilmez,her şeyden şikayet eder olduk.Elbette ben de biliyorum, zamanla insanlar da,değerler de değişebilir.Fakat bu biraz yavaş olamaz mı?Yere düşen ekmek kırıntısını üç kere öpüp başına koyacak kadar,sahip olduklarına minnet duyan insanlar,her şeyden şikayet eden insanlara dönüşürken,zaman biraz yavaş 
akamaz mı?
Neyse ki hala yem yerken güvercinleri ürkütmemek için parmak uçlarına basanlarımız,bırakın yemeyi nimetin kokusunu duyunca şükredenlerimiz var.Doğrusu bu demiyorum elbette.Sadece bu bana daha çok insan hissettiriyor.
İnsanın vakti dar olunca,yapmak istedikleri dünyalara sığmaz ya.Hahh işte şu sıralar tam da öyleyim.Yine yemedim içmedim bir cam kek fanusu boyadım.Tam boyacı olacak kadınmışım.
Kendim için boyadığımın içinde ki görünsün diye,sadece tabanını boyamıştım.Lakin cam boyama kek fanusunun aynı zamanda muhteşem bir dekor olduğunu düşünürsek,kek fanusunu boyamak da oldukça akıllıca.  

Yine Folkart Enamel Boya kullandım.Desenler peçete dekupajı.Daha önce boyadığım kavonozlarla onu kombinledim,çok şık oldular.
Evde boyanacak bir şey kalmadığından artık sipariş alıyorum.Satın almak isteyenler bana facebook sayfamdan ulaşabilir veya buraya tık tık.
Sevgiyle afiyette kalın inşaALLAH...