28 Eylül 2013 Cumartesi

EVDE KOLAY PEKMEZ YAPIMI

Yine ne mi yaptım?Bu kez öyle bir şey yaptım ki dünyanın tüm hamaratlarıyla,her mecrada kapışırım.Kendimle acaip gurur duyuyorum,eteklerim zil çalıyor,keyiften bildiğiniz sekerek yürüyorum.Evde pekmez yaptım,hemde çok fazla uğraşmadan.Hemen evde kolay pekmez yapma maceramı sizinle paylaşayım istedim.Önce ınternette araştırma yapıp,pekmez hakkında ne var ne yok hepsini yuttum.Pekmez toprağını nerde görsem tanırım,o kadar yani.Sonra doğru pazara gittim,hani şu bizim sosyetik pazara.Bu defa siyah kokulu üzüm aradım(yine tüm pazar ne yaptığımı biliyor)satıcılar seferber oldu siyah kokulu üzümü bulamadık.Çok lezzetli olan başka bir siyah üzüm önerdiler,ondan aldım.Sonra Ferhat Göçer'in üzüm şarkısını ayarladım.Avaz avaz üzüm şarkısını söyleyerek,kendime minik bir bağbozumu şenliği yaptım.

Aklıma gelince o güzel yüzün
Her yanımı kaplıyor tatlı bir hüzün
Aynı rüzgara vurgun iki yelken
Aynı salkımda ayrı iki üzüm

  
   Aslında hayal ettiğim bağbozumu şenliği böyle birşeydi.Başka bahara artık:)
Evde kolay pekmez yapmak için pekmez toprağı,odun külü veya karbonat kullanıyoruz.Pekmez toprağı beyaza çalan kireç oranı çok yüksek bir toprak.Bulması zor değil ama benim yaşadığım semtte çok fazla evcil hayvan olduğu için,park ve belediye arazilerinde bulduğum topraklardan tiksindim.Odun külünü bir fırından temin edebilirdim lakin tercihimi ingiliz karbonatından yana kullandım.

Malzemeler:
  • 6 kilo üzüm(Ben daha lezzetli diye siyah üzüm kullandım)
  • 3 tatlı kaşığı karbonat veya  bir tülbent parçasına bağlanmış 3 çorba kaşığı odun külü yada kireçli toprak
  • Üzüm şarkısının kaydı:)
Yapılışı:

1)Üzümleri sirkeli suda iyice yıkayıp,düdüklü tencereye alıyoruz(benim tencereme bir defada 3 kilo üzüm sığdı)
2)Üzümleri 20 dk.haşlıyoruz(sıkmakla uğraşmaya gerek yok.Süre tencereden tencereye değişir,iyice yumuşayacaklar)
3)Tel süzgeç veya kevgire döküp üzüm suyumuzu süzüyoruz.(6 kilo üzümden 4.5 litre üzüm suyu elde ettim,posayı saklıyoruz tel süzgeçten geçirip üzüm pestili yapacağız).Üzüm suyumuzu ağzı geniş bir tencerede ocağa alıp bir taşım kaynatıyoruz.
4)Bu aşamada kestirme işlemini yapacağız.Ben 3 tatlı kaşığı karbonatımı ekledim.Tencerede inanılmaz bir hışırtı oluyor ve kabarcıklar morarıyor bu doğru yolda olduğumuzun işareti:) Okuduğum yazıda  hışırtı kesilinceye kadar toprak ve karbonat miktarını artırmamız gerektiği yazıyordu.Ben acı olur diye bu kuralı ihlal ettim.
5)Ateşi kapatıp bir gece üzüm suyunu dinlendiriyoruz.
6)Ertesi gün üzüm suyunu tekrar kaynatıyoruz.Ben 80 dk. kaynattım.Fakat 70 dk nın sonunda ki yoğunluk çok daha güzeldi.Son 10 dk. gereksiz oldu.
7)Temiz bir tabağa kaşıkla bir damla pekmez akıtıyoruz dağılmıyorsa pekmezimizin kıvamı tamamdır.Yada kaşığa aldığımız pekmez iki damla şeklinde akıyorsa.Ben her ikisini de test ettim:)
    6 kilo üzümden yaklaşık 500 gr. pekmez elde ettim.Bir çorba kaşığı pekmez,iri bir salkım üzüme denk geliyor.İnsan bize pekmez diye ne yediriyorlar diye düşünmeden edemiyor.Asıl bomba tadında öyle yoğun bir meyva aroması var ki,meğer ben pekmez seviyormuşum.Hazır pekmezlerde hangisini yersek yiyelim aynı tadı alıyoruz ya.Ev pekmezinde meyvanın aromasını hissediyorsunuz.Muhteşem bir tat,ben yaptım diye mi böyle hissediyorum acaba:)
     Üzümleri sıkmakla uğraşmadığım için yıkama ve kaynatma dışında hiçbir zahmeti yok.Kaynarken de ilk bir saat,yanına uğramanıza gerek bile yok.Bir saatin sonunda yoğunlaşma başlıyor o evrede yanmasın diye 10-15 dak. başında bekliyorsunuz.Hepsi bu.Denemeye kesinlikle değer.Bir sonra ki denememi pekmez toprağı ve kokulu siyah üzümle yapacağım inşaALLAH.
Sevgiyle kalın...


27 Eylül 2013 Cuma

METAL KUTU BOYAMA VE PEÇETE DEKUPAJI

Genç bir çift mahalledeki evlerine yeni taşınmışlar.Sabah onlar kahvaltı ederken,karşı komşuları çamaşır asıyormuş.Kadın kocasına "Iığğ çamaşırları ne kadar da pis,yıkamasa daha iyi"demiş.Sonraki günlerde de kadın ne zaman komşusunu çamaşır asarken görse kocasına dönüp:"Çamaşırları hiç temiz olmuyor,yıkamayı bilmiyor sanırım"diyormuş.
Bir süre sonra bir sabah komşuları yine çamaşır asıyormuş.Kadın kocasına:"Aa tertemiz yıkamış,kim öğretti çamaşır yıkamayı acaba" demiş.Kocası cevap vermiş:"Bu sabah biraz erken kalkıp camımızı sildim".
Şu sıralar insanların sürekli birbirlerini yargılama ve üç kuruşluk bir espriye bir insanı malzeme etme çabaları dikkatimi çekiyor.Halbuki herkes kendi camını silse,birilerini yargılama algısından da kurtulmuş olacak.İnsanları sevme,onları oldukları gibi kabul etme,farklılıkların kusur değil,zenginlik olduğu bilinci bizim kendimizle olan yolculuğumuzda barış içinde olmamızı sağlar.Kendiyle barışı olanın;kimseyle derdi olmaz.Bunu neden mi mevzu ettim?Anlatayım efendim:
Oğluma okuldaki ilk gününün nasıl geçtiğini sorduğumda:"Ya bir okulda kızların hepsimi kezban olur"dedi."Kezban ne demek" dedim."Bildiğin bıyıklı kızlar işte"dedi.Çok şaşkınım onu ben yetiştirdim fakat böyle yargılamaları nereden öğrendi anlayamadım.Neyse ona sıkı bir ayar çektim.Sonra da kendimi yine boya badana işlerine vurdum:)iki metal kutu boyadım.
       Bu metal kutuları uzun zamandır severek  kullanıyorum.Boyaları yer yer deforme olmuştu.Atmaya kıyamadım,bu kez onlara dokundum;çiçek açtılar:
Metal,cam veya porselen gibi sert zeminleri boyarken,boyanın darbelere dayanıklı olması için:Ya parlak yüzey astarı yada enamel boya kullanıyoruz.Gerçi ben tüm sert zeminlerde enamel boya kullanmayı çok seviyorum.
 Metal yada cam yüzeyleri boyamadan önce sirke veya alkole batırılmış bir bezle iyice silmekte fayda var.Bazı deterjanların içindeki tozlanmayı önleyen parlatıcı maddeler böylece zeminden uzaklaşmış oluyor.Kutuları pon pon sünger ve Folkart enamel boyayla iki kat boyadım.Desenler peçete dekupajı.Enamel boyanın verniğe ihtiyacı yok.Fakat peçeteler yıkamaya dayanıklı olsun diye metal kutulara 3-4 kat su bazlı vernik sürdüm.Sonuç, benim emektarlar prenses gibi oldu:) 
Bir şey eksik gibiydi,puantiyeler geldi tamam oldu:)
 Aslında bütün dikkatini kendi hayat tuvaline yöneltmiş,hayatlarını bir sanat eserine çevirmek için çaba gösteren güzel insanların sayısı da hiç az değil.Dünya onların sayesin de hala çok güzel bir yer.Bu sabah sizinle paylaşmak için bu güzel insanlardan birinin balkonunun fotoğrafını çektim.Kuşlar için balkonuna bir misafirhane inşa etmiş.Şansıma bir alakarga da orada misafirdi.Nasıl güzel bir düzenek değil mi?Kuşlar alt komşunun balkonunu kirletmeden yemlerini yiyor ve sularını içiyor."Mademki insanız cümle canlara saygımız vardır"ın alamet-i farikası bu güzel insanları yürekten kutluyorum,iyi ki varsınız.
Her şey gönlünüzce olsun,sevgiyle kalın...