Masaru Emoto 1943 doğumlu bir alternatif tıp uzmanı.Nam-ı diğer okunmuş suyun faydasını parlatıp,sitesinde hatırı sayılır bir meblağa satan Japon girişimci:)."Su Kristallerinin Mucizesi" kitabında özetle:Suyun canlı olduğunu ve su moleküllerinin duyguları anladığından söz ediyor.Bunun için oldukça etkileyici veriler sunmuş.Kar taneleri eşsizdir,birbirine benzemez,bu ezberimizde zaten var.Ezberimizi bozan,Masaru tüm kar kristallerinin mükemmel dokuda olmadığını idda ediyor.Yaptığı çalışmaların birinde,dünyanın çeşitli yerlerinden alınan su örneklerini kristlize ettiklerinde:Temiz sular mükemmel kristalize olurken,kirli sular çirkin ve bulanık kristalleşiyor.
Okunmuş su mevzuna gelince:Aynı kaynaktan iki bardağa su doldurup,birine aşk sözcükleri fısıldarken;diğerine nefret sözcükleri fısıldıyorlar.Sonuçta aşk üfürülen su muhteşem;nefret üfürülen su ise çirkin ve bulanık kristalleşiyor.
Burdan alınacak çok önemli bir ders var:Vücudumuzun %70'ı su.Ve bizi duyuyor:)ona ne söylediğiniz önemli.
Masaru Emoto'nun iddalarının bilimsel bir dayanağı olmasa da biz dünyalılar cemaatini heyecanladırmayı başardığı kesin.
Masaru Emoto'ya kimse inanmasa da ben bütün kalbimle inanıyorum.(Büyüksün Masaru:)Kesinlikle vücudumuz bizi duyuyor.
Ona aşk sözcükleri fısıldadığımda,içimde dans eden küçük bir kızın vardığını hissedişim öyle boşu boşuna değilmiş anlayacağınız:)
Gerçi beni suyun hafızasından çok her dilde aşk sözcüklerini biliyor olması,
daha çok etkiledi:)
Bursa'da üç gündür güneşi görmedik,güneş duasına çıkasım var.Sürekli yağmur yağıyor.Haa bir Rizeli olarak ben yağmuru delice severim.Lakin istiyorum ki,yağmur hep güneşli günlerde yağsın,ardından gökkuşağı ufka tünesin.Damarlarımda kelebekler uçarken, ben ağzım kulaklarımda yaşayayım.Ama neylersiniz Rabbimin rahmeti hep güneşli günleri seçmiyor.Karanlık günlerde de kendime aşk sözcükleri fısıldayarak,kendi kendimin güneşi oluyorum.Vee gerçekten işe yarıyor;vücudumuz bizi duyuyor.Etrafımda ki herkes kapalı havaların kendilerini depresif yaptığını idda ederken,benim içimde sürekli dans etmemi başka neyle açıklayabilirim.Bana her günü aşkla yaşama sevincini bahşedene sonsuz teşekkürler.Başka ne mi yapıyorum?Metal kutu boyamaya devam ediyorum:)
Bu kutu,2 kiloluk bir peynir kutusuydu. Makinam eski,fotoğraflar çok iyi çıkmıyor. Öyle güzel oldu ki,attığım tüm metal kutular adına ondan özür diledim:)Şimdi benim hobi malzemelerime ev sahipliği yapacak.
Bu kutu Marmara Birlik zeytin kutusu,
onun da boyanınca performansı çok başarılı aklınızda bulunsun.
Bu kurabiye kutusunun boyası deforme olmuştu,ona da dokundum,çok cici oldu :)
Vee tüm boyadığım metal kutuların aile pozu:)
En üsteki kutular Bim'de satılan bir konservenin kutuları.Onlara bayılıyorum.Lakin transyağ içerdiği için hiçbir şekilde çiçek yağı kullanmadığımdan,ben alamıyorum.Ancak alan birileri olduğunda kutularını sahipleniyorum.İğne ve düğme kutusu olarak ailemize katıldılar.Metal kutuların ikisi önceden boyamıştı:Burda.
Hepsini Folkart enamel boyayla boyadım.Desenlerin hepsi peçete dekupajı.
En güzel aşk şarkılarını kendinize fısıldamanız dileğiyle...
Hoşçakalın,herşey gönlünüzce olsun...



