MOBİLYA BOYAMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MOBİLYA BOYAMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2013 Cuma

EFSANEVİ BİBLİOMANİLER VE KİTAPLIK BOYAMA

Orta okuldayken sosyal bilgiler öğretmenimiz ne kadar az okuduğumuzdan şikayet eder,usanmadan her ders birer bibliyoman olmamız gerektiğini söylerdi.Hayy evlerden uzak,iyi ki bilinç altım o sıralar yetişkinlerin tavsiyelerine nanik yapılan bir yaştaymış:)Bir bibliyoman görürseniz,ardınıza bakmadan ordan uzaklaşın:)Kitap biriktirme tutkusunun arkasında nasıl bir fantazi olduğunu asla bilemezsiniz:)Bu arada bibliomania:Latince kitap biriktirmeye aşırı düşkünlük anlamına geliyor.Yani obsesyon.Bu kavramı ilk defa Manchester Kraliyet Hastanesi'ndeki John Ferriar isimli bir hekim kullanmış.Zira başta Paris ve Londra olmak üzere 16.yy ve 17. yy boyunca tüm Avrupa'da bibliomania özellikle hekimler ve tıp öğrencileri arasında çok yaygınmış.Bibliyomanlara bir çeşit zararsız deli diyorlarmış.Fakat aralarında ki güçlü rekabet "mezar bibliomani"sini doğurmuş.
52 yaşında öldüğünde kütüphanesinde 7000 nadir eser bulunan ingiliz doktor Anthony Askew: 1721 yılında elindeki nadir bir anatomi kitabının mutlaka insan derisiyle kaplanması gerektiği saplantısıyla, Yorkshire'de büyücülük yaptığı iddasıyla idam edilen bir kadının derisini satın alarak, kitabını bununla kaplamış.1920 lerde Fransa'da  bir dergide yayınlanan makale,hekim ve öğrencilerin kadavra derilerini çaldıklarını idda etmiş.Bu konuda en çarpıcı örnek, kayıtlara da geçmiş olan Fransız tıp öğrencisi Aime Leroy'dur."Les Georgiques de Virgile"in tercümesini yapan, De Lille'nin bir gece mezarını açarak, kitabını ciltlemek için deri parçaları çalmış.İfadesinde bunun hayranlık olduğunu söylemiş.1791 ilk Fransız anayasası da "insan derisiyle ciltlenmiştir"notuyla müze de sergilenmektedir.Kitap obsesiflerine niye mi sardım?Rengi solan kitaplığımı boyadım,kitapları yerleştirirken aklıma bibliyoman olmamı söyleyen öğretmenim geldi.Bu arada o bunu bilinçsizce söylüyordu.Adını hatırlamasam da tanıdığım en iyi öğretmenlerden biriydi.Umarım çok mutlu yaşamıştır,yaşıyordur.
Kitaplığın hem öncesini hem de boya aşamalarını fotoğraflamıştım ama bulamadım.Bu boyanmak üzere hazırlanmış kardeşi:)

Fotoğraflar olmadığı için kısaca anlatayım:Kitaplıklar yaklaşık 15 yıllık, mdf üzerine alüminyum değil de,ona benzer dayanıklı bir kaplama.Elbette ki yüzeyler parlak.Araştırdım genel kanı,yüzeyin boya tutmayacağı yönündeydi.(ev de yapılan chalk painti daha önce denemiş,dokusundan hoşlanmamıştım).Önce rafları söküp her zaman ki gibi sirkeyle kitaplığı iyice sildim.Sirke zeminde deterjanlardan kaynaklanan parlaklığı temizliyor.Sonra ince bir zımparayla yüzeyi matlaştırdım.Çok uğraşmaya gerek yok hemen mat bir görünüm aldı.Tekrar silip, Polisan X1 parlak beyazla bir kat boyadım.Boyarken rulo kullandım.Boyanın kalkmaması için, kesinlikle katlar çok ince olmalı ve ikinci kat boya  obje tamamen kuruduktan sonra sürülmeli.
Ben üç kat boyadım.Yakın resimde görüldüğü gibi pürüzsüz, hafif parlak bir dokusu oldu.Boya yeniyken tırnağımla kazıyınca kalktı.Yaklaşık üç haftalık kuruma sonucu, kitapları yerleştirmeden tekrar kazıdım kesinlikle kalkmadı.Sizi yanıltmış olmayayım, yüzey suntalam gibi değil,ahşap gibi bir kaplama.Bu gün yerleştirdim.Çok mutlu oldum. Biraz solmuş renginin dışında hiçbir sorunu olmayan kitaplığım hayata tutundu.Boyayı test etmeden diğerlerini  boyamak istememiştim. Sıra onlarda:)
Bu arada unutmadan mumları da ben yapmıştım:)Sevgiyle Afiyette kalın inşaALLAH.

6 Ağustos 2013 Salı

AHŞAP BOYAMA KOMİDİN

Hahh hay bugün yine kendimi çok mutlu ettim.Aferin bana.Saat 16.00 da işten eve dönerken yollarda bir ben, bir de kadim dostlarım kertenkeleler vardı.On beş dakikalık yol gözümde sahra çölü gibi uzadı uzadı.Serap gördüm desem;peki abartmayayım.Fakat akşamüstü dışarı çıktığımda iklimi değişmiş buldum.Muhteşem bir rüzgar esiyordu.Ne tuhaf yıllar geçtikçe insan hiçbir fotoğrafına benzemiyor.Ama ruhu sanki hiç değişmiyor.Beş yaşındayken de su birikintilerine basmayı severdim, hala seviyorum.Yedi yaşındayken de yüzümde rüzgarı hissetmeyi, ayaklarımı düşen yaprakların içinden sürümeyi severdim,şimdi de.Çocukken de sebepsiz gülümser,aklıma taktığımın peşinden, her pahasına giderdim,şimdide.Yedisin de neyse insan yetmişinde de o.Vesselam.
Uzunca zamandır, bir  eskici dükkanında ki mobilyalara yüreğimi taktım.Eskici dediysem açık gözlülüğün alameti farikası adam:).Birden bire modüler mobilyalar moda olunca, insanların artık ne düşündülerse, ellerinden çıkardıkları victorian tarzı mobilyaları piyasadan toplamış.Elbette ki şimdi pek bir mutlu.Tırtılları kelebek oldu,keyfini sürüyor:)
Dükkanda bir çit lükens ayaklı, tek çekmeceli, oval komidin var.Komidinler çok güzel fakat gerçekten çok eskiler.Tam benim istediğim gibi,onlara yepyeni bir kimlik kazandırabilirim.Bu proje benim yüz naklim olacaktı.Tı diyorum çünkü,satın almaya gittiğimde son fiyat, tekine 350 lira istedi.Takdir edersiniz ki dört bacaklı, her yanı dökülen bir çekmece için fazla bir para.Hayallerime fiyat sınırı koymalıyım.
Komidinlerin yasını tutarken,balkonda kullanmadığım eşyaların atılmadan önce ki istirahatgahı olarak kullandığım dolap gözümü ilişti.Neden olmasın.

 Dolabı önce çamaşır suyu sonra sirkeyle iyice sildim.Hafifce zımparaladım.Tekrar sirkeyle sildim.(Bu aşamada maske kullanmak iyi fikir:)Aşındırarak eskitme yapacağım için,önce siyah akrilik boyayla,aşındıracağım kısımları yoğun,diğer kısımları çala fırça boyadım.
  Bir saat sonra polisan x1 beyazla 1. katı boyadım.Aslında alttaki boyanın iyice sertleşmesi için bir gün beklemek çok daha iyi.Lakin ben biraz sabırsızım.Boyayı zemin fırçasıyla  zemine bolca sürüp,kalorifer petekleri için olan küçük rulolarla üzerinden geçip iyice dağıttım.(Boya katları ne kadar ince sürülürse,dayanıklılığı o kadar iyi oluyor)
Üç katta boyama işlemini tamaladım.Transfer için seçtiğim resimi,kesip hazırladım.Bu resimi daha önce yatak başlığında kullanmıştım:Burda.Transfer muhteşem birşey.(transfer yaparken tutkalı resmin yüzüne sürüp kurutuyoruz,ikinci kat tutkal sürüp yapıştırınca kağıtlar çok daha kolay soyuluyor)
Transfer işlemini tamamlayınca,ince dokulu bir zımparayla kenarlarını aşındırdım.Üstteki boyanın atmasına neden olduğundan mum kullanmıyorum.Zımparalamayı fazla bastırmadan sabırla yapmak gerekiyor ki,altta ki boyayı da kazımasın. 
Yapı markette istediğim desende porselen kulp bulamayınca,desensizlerden aldım.Bir parça tutkal,bir peçeteyle hayalimdeki kulp ellerimdeydi:)Seni seviyorum dekupaj:)

Şimdilik onu nerde kullanacağımı bilmiyorum.Ama bir süre balkona atmayacağım kesin.Yaptığım işten büyük keyif aldım.Yine de komidinler satılmasın istiyorum.
Kazanmak yetmezmiş insana,karşısındakinin düştüğünü de görmek istermiş.Kötümüyüm ben ne:)
Sevgiyle afiyette kalın her daim inşaAllah.









20 Temmuz 2013 Cumartesi

BAYRAMLIK AHŞAP BOYAMALARIM

Her yıl ülkemizde olimpiyatları yapılan, ata sporumuz bayram temizliğinin startı verilmiş bulunmakta.Dün işten biraz erken çıktım.Apartmanların perdesiz camlarını,ve can havliyle balkonlarda, içeri dışarı koşturan ablaları görünce, cemre temizliğe düşmüş dedim.
"Temizlik imanın yarısıdır" düsturu gereği, zaten bal dök yala olan evler bile iki bayram arası kırklanır ki:Dünya üzerinde hiçbir millet, belli bir zaman aralığında temizlik için; bu kadar mesai,deterjan(ki çoğu evin hanımının özel karışımı vardır)ve su kullanmamıştır.Bu öyle genlerimize işlemiştir ki, bayramda ev de olmamama rağmen,bayram öncesi yapılacaklar  listemin hep başındadır.(Ayrıca çikolata ve kahve de alıyorum.Dönünce kendimiz yiyoruz:).Tam karşımda ki apatmanın orta katında, iki hanım temizlik yapıyor.Biri belli ki yardımcı hanım.Komik olan ev sahibesi daha çok iş yapıyor.Bu beni çok güldürüyor. Derdimiz ne bizim.Sözüm ona yardımcı alıyoruz.Ondan daha çok çalışıyoruz.Seher temizliğe gelecek diye evi temizliyoruz:).Haklıyız ama!Seher'in her geldiğinde,dizlerini döve döve,ağıt tadında:"-Ayyy ablaaa ne pis insanlar var,geçen temizliğe gittiğim kadının evi bir parmak yağ bağlamış,hiç mi temizlik yapmıyo bunlar" çok sesli nağmesini dinleye dinleye  koşullandık buna:)Ben yardımcı hanım gelecek diye, üç çeşit yemek pişireni biliyorum.Ayy yazık kıza, öyle dolaptan hazırlarsın kendine birşeyler demişler.Dolapta da sade kahvaltılık ve ekmek varmış.Şimdi gel de Sehere üç kap yemek pişirme.Memleketim kadınlarının güzel yüreklerinden öpüyorum.(Bu arada Seher hayali kahramandır,gerçek hayattaki şahıslarla ilgisi yoktur).Sadece ev temizliği yapmadım tabi. Evde eskiyen sıkıldığımız eşyalara da bayramlık yüzler yaptım.
objelerin öncesi hakkında bilgi vermesi açısından, ortak iradeyi temsilen,bu baharat standının fotosunu koydum.Hepsi bu renktiler ve siline siline yer yer solmuş,aşınmışlardı.Bilirsiniz bu tip malzemelerin yenisi almak, külliyen israftır.Çok değil altı ayda yine deforme olurlar.seramik kuş boyama,masalsı
Hem baharat hem de havlu standını cadance fildişi akrilik boyayla boyadım.Ufak tefek ezik yerleri bile kapandı,yepyeni ve daha dayanıklı oldular.Bunlar kardeşim küçük gökyüzünün mutfağına.O böyle sarıya çalan krem tonlarını seviyor.Desenler peçete dekupajı.Çok beğendi, hep ağzı kulaklarında,sağlıklı günler de kullanır inşaAllah.
seramik kuş boyama,masalsı

Bu ekmek kutusuna  mufakta peçete havlu vs. koyuyordum.O kadar uzun zamandır benimleydi ki,gerçekten çok eskimişti.Değerli bir şey olmadığı için, önce boyamayı düşünmemiş,bütün atılacak eşyaların son durağı olan balkonuma kaldırmıştım:).(Orda bir müddet bekletmeden hiçbir şeyi atmam,atalar geni:)
seramik kuş boyama,masalsı 
Balkonu toplarken, ona yeni bir şans vermeye karar verdim.Mdf kısımlarını akrilik boyayla boyadım.Kapak plastik; boya darbelere dayanıklı olsun diye enamelle boyadım.Desenler peçete dekupajı.Daha önce hiç stencil şablonu kullanmamıştım.Yan ve üst zeminlere uyguladım.Ben stencili çok sevdim,her yere uygulayasım var:).Şimdi bakıp bakıp:"Canım ya nasıl kıyacakmışım sana" diye gönlünü alıyorum.Ben bu işi çok sevdim:Boya dışında tek kuruş harcamadan eşyalarımı istediğimde değiştirebiliyorum:) seramik kuş boyama,masalsı
Kuşlar ham seramikti,boyarken çok zorlandım. iki üç kez boyalarını yıkadım.sonunda başardım.Havluluğu ben boyamadım ama ona da bayram hediyesi bir gül yapıştırdım.Demedi demeyin,yakında badana da yaparım ben:)
sevgiyle afiyette kalın inşaAllah...

6 Mayıs 2013 Pazartesi

AHŞAP BOYAMA YATAK BAŞLIĞI



Nostradamus benim için" bir gün bu hatun kişi, elinde fırça çokça kendini olmak üzere mobilya boyayacak"diye tarihe not düşmüş olsaydı,sen ne içtin kuzum derdim:)(gerçi kahinlere inanmam ondan olabilir)
Bana birden bire ne oldu bilmiyorum.Damacanaya elbise öresim var.Neyse hevesim kaçmadan evde ki diğer eşyalara el atayım dedim. Geçen hafta boyadığım sandıktan sonra, bir var bende benden içerü ne siz sorun ne ben söyleyeyim.Her şeyi yapabilirim gibi hissediyorum.Ev de şöyle bir dolanıp yatak başlığımı kurban seçtim.
ahşap boyama nasıl yapılır
Ona şöyle artistic-vintage bir yüz yaptım.Ağaç mobilyayla çalışmak kolay,olmadı mı zımparalıyorsun altı yine ağaç.Cesurum ben cesuuur:)
Nasılmı: Zımparaladım.Beyaz akrilik boyayla boyadım.ilk kat boyadan sonra çok kötü görünüyordu.4-5 kat boyadım.Bembeyaz  bir başlık oldu.
Bu hali çok sıradandı,ben de onu bu  acınası durumdan kurtardım.Karakteristik bir hava vermek için eskitme yapmalıydım ama nasıl.Araştırdım,okudum,dinledim,seyrettim bir çok yöntem öğrendim.Bu başlıkta  zımparalayarak ahşabın görünmesini sağladım.Böylece aşınmış ama güzel ve soylu bir görüntüsü oldu.
Bu benim ilk eskitme çalışmam bu arada.Boyayı çok kurutmuşum, çok zor aşındırdım.Mutlaka kolay bir yolu vardır.
Bu halini de çok sevdim,ama neden daha karakteristik olmasın ki diye transfer yapmaya karar verdim.Burdan indirdiğim resmin üzerine transfer tutkalını bolca sürdüm ve yüzeye yapıştırdım.Peçeteyle tamponlayarak hava kabarcıklarını tamamen çıkardım.O kadar aceleciyim ki kağıdı hemen soymaya başladım.
transfer nasıl yapılır
Neyseki kendimi güç bela durdurdum.
Ertesi gün resmin yüzeyini ıslattım.İzlediğim video ıslak süngerle ovarak çıkartın diyordu fakat ben güvenemedim elimi ıslatatarak hiç kağıt havı kalmayıncaya kadar yavaşça ovdum.Sonrada su bazlı vernikle vernikledim.Acemi talihi dedikleri bu olmalı.O kadar güzel oldu ki fotoğraflara bir türlü yansıtamadım.İnanamıyorum ya, ben harika bir boyacıyım:)
Bu yeni benin, havalarla ilgisi olmalı diye düşünüyorum.O halde bu yazıya en çok Orhan Veli yakışır.
Sevgiyle kalın:)
GÜZEL HAVALAR
Beni bu güzel havalar mahvetti,
böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada âşık oldum;
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum;
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti.

28 Nisan 2013 Pazar

AHŞAP SANDIK BOYAMA

Bu sandığa sadece sandık demek içimi acıtıyor.Ona her baktığımda ki bunu çok sık yapıyorum,onu yapan ustanın, gıyabında ellerinden saygıyla öpüyorum.Keşke zanaat teknolojiye bu kadar çabuk yenilmeseydi.Sırf ucuz ve kolay ulaşılabilir diye biz de fabrikasyona yönelip, el işçiliğinden bu kadar kolay vazgeçmeseydik:(
Babamın bana hediye ettiği çeyiz sandığından söz ediyorum. "Kız beşiğe;çeyiz sandığa"geleneklerimizin en güzellerinden biri bence.Kız büyüdükçe, bin bir özen ve umutla düşlerin biriktirildiği çeyiz sandığı da zenginleşir.Çeyiz sandığına nahoş,umutla yıkanmamış tek bir parça konulmuş mudur?Hiç sanmıyorum.
Sandıklara bakınca rahmetli babaannemin huşuyla sandığının kapağını kaldırışı gelir gözümün önüne.O sandıktan sevimsiz hiçbir şey çıkmazdı.Bence her kadının bir  düş sandığı olmalı,şöyle oymalı süslü püslü.Hiçbir şey onun yerini tutamaz,tutmamalı.
 Aslında sandığımın bu hali de muhteşem.




Ama yıllar geçtikçe cilası yıprandı.Ben de cilalamak yerine ona yeni bir yüz yapayım diğer eşyalarla uyumlu olsun dedim.Bunu için çok araştırdım .Bir bilene sordum. Profesyonel bir iş olmaz dediler.Ben de daha önce yaptığım boyamalardan (burada ve burada) cesaret alarak amatörce yaptım.1. kat boyadan sonra birden bir pişmanlık başladı,çünkü böyle görünüyordu:(

Önce zımparaladım.Oymalar beni çok zorladı, onlara zarar vermemek için çok uğraştım.Sonra sirkeyle sildim(çok güzel arıtıyor)tam dört kat akrilik boyayla boyadım,Son kat boyasını yine sentetik sprey boyayla yaptım.

Aslında tinerli bir bezle oymaları biraz silip eskitme yapacaktım,ama o kadar güzel oldu ki , boyasına dokunmaya kıyamadım.
sevgiyle kalın.

23 Nisan 2013 Salı

AHŞAP SEHPA BOYAMA

Eşyaların da bizimki gibi hafızaları olduğuna inanıyorum.En azından benim orta sehpam için öyle.Ah bir dili olsa da bir konuşsa...Marangoz olan eniştem uygun bir ağaç bulunca benim üzerinde şöyle 4-5 kişi yemek yenilebilecek bir sehpa hayalim gerçekleşmiş oldu.Ben onu tepe tepe kullanırken o da hayattan payına düşeni aldı.Eskidi, cilası bozuldu.Sevgili yeğenim Nurbengü'nün elindeki bıçakla kenarına açtığı kocaman yarıkta son noktayı koydu.(oyma eğilimi çocukta genetik olarak var,babası marangoz:)Çok çirkinleşmişti ve artık bir seçim yapmam gerekiyordu.Ya atılacak ya da boyanıp geri kazanılacaktı.Ben ikinciyi seçtim.Ağaç olan hiçbir şeye kıyamam.Küçük bir sorun vardı.

Daha önce elime hiç boya fırçası almamıştım.Ne yapalım herşeyin bir ilki vardır.Sehpa iyice zımparalandı.



Kenarındaki oyuk macunlandı.Ve boyandı.Önce sentetik bazlı parlak bir boya kullandım.Sentetik boyanın kapatıcılığı yüksek fakat çalışması zor.Ayrıca benim acemiliğimden olacak boya kalın oldu.İçime sinmedi,herşey kusursuz olacak ya:( Sonra akrilik boyayla tekrar boyamaya karar verdim.Çilekle(kardeşim)sehpayı tekrar zımparaladık.Hiç eğlenceli değildi,çok zorlandık.Ama başardık:)Akrilik boya zor kapatıyor tam dört kat boyadım.Ama çalışması kolay ve boya oldukça ince oluyor.Son kat boyası için sentetik sprey boya kullandım.

Vee muhteşem oldu.Bir parça boya sen nelere kadirsin öyle:)
  Bir süre önce boyayıp keyifle kullandığım sehpama bir çekmece detayı ekledim.Kulpunu enamel boyayla pembeye boyadım.Ve çok sevdiğim bir kırlangıç grafiğini,çekmece kapağına transfer ettim.
Transfer tekniğin de, resmin yüzeyine tutkalı sürüp,zemine yapıştırıyoruz.Kuruduktan sonra ıslatarak kağıdı tamamen temizliyoruz.Görüntü çok daha orjinal oluyor.

çok güzel oldu çook.Sevgiyle afiyette kalın inşaALLAH.