ESKİTME etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ESKİTME etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2013 Cuma

ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA VE EYLÜL

Söylenene göre Akadlar'da eylülün anlamı:"Sevinçten haykırmak"mış.Kesinlikle doğru.Diğer hiçbir aya benzemiyor eylül.Her ağacın başka bir rengi var.Gündüzünde yaz güneşi,gecelerinde kış hüznü saklı.Üşütmeden bizi öpüp okşayan yumuşak esintisi,genzimize dolan toprağın kokusu,kırlangıçların veda dansları.En güzel olmak için bir ayın başka neye ihtiyacı olabilir ki?Aylardan hep eylül olsa olmaz mı?Eylül kelimesi süryanice "aylül" (üzüm) anlamına geliyormuş.İster üzüm ayı olsun,ister karadenizde anıldığı gibi istavrit ayı olsun,ben eylül konusunda Akadlar'a katılıyorum:)
Yine aynı şarkı başladı bile.
Bu mevsim böyledir rüzgar gelir.
Islanmışım ben gözyaşlarımdan.
Bu mevsim böyledir aniden gelir.
Eylül aniden gelir.
 Gökhar Kırdar'ın şarkısında seslendirdiği gibi eylül aniden geldi.Ben uzun,çok uzun sürmesini istiyorum:)
Fotoğrafları düzenlerken,bir iki ay önce boyadığım alman gümüşlerinin post olmaya çok meraklı olduğunu farkettim.Bu defa kızkardeşimin alman gümüşlerini boyadım.Gümüşün yazgısı müşterektir.Tüm gümüşler kararır.Alman gümüşleri içlerinde en bahtsız olanları;çünkü bu gümüşleri parlatmanın bir yolu yok.Gümüş rengini korumak isteyenler gümüş varak kullanarak ta yenileme işini yapabilirler.Ben Cadance marka fildişi-beyaz enamel boya,pon pon fırça ve parmak yaldız kullandım. 
Bu kasenin varlığının farkında bile değildim.Şimdi mutfağın sultanlarından.
Bu kardeşimin gondolu.Hatırası var diye dolabın altında saklıyordu.Şimdi hem hatırası var,hem çok güzel:)
Boyanmadan önce böyle görünüyorlardı.Bir anıları olmasa,tam hurdalık...
Boyanınca görünümleri böyle oluyor.Fabrikadan çıkmış gibi sıradan.
 
  Eskitme yapıldıktan sonra ise,muhteşem.Artistik bir görünümleri oluyor.Detaylar netleşiyor ve yaşanmışlık duygusu veriyorlar.Görünen o ki alman gümüşü kurtarma çalışmalarına devam edeceğim.Bana ihtiyaçları var :)(duygusallığım eylülden sanırım)
Sevgiyle afiyette kalın inşaALLAH.

21 Ağustos 2013 Çarşamba

FENG SHUI İNCİLERİ VE AHŞAP SANDIK ESKİTME

 Çok eskiden Çinliler bir yere yerleşirken yüzlerini güneşe dönüp,dağları arkalarına,  akarsuyu önlerine alırlarsa o yerde mutlu olacaklarına inanırlarmış.Gerçi bunu bilmek için kahin olmaya gerek yok.Kim olmaz ki:).Feng Shuı Çin'de uygulanan 5000 yıllık bir öğreti.Şimdiler de batı da çok moda.Nasıl olmuş da bu kadar geç kalmışlar diye soracak olursanız,Çinliler sırlarını saklamışlar:). Akıllıca.
Efsaneye göre Çin İmparatoru Hsiali Wu Sarı ırmakta sulama çalışmaları yaparken, sudan alışılmamış büyüklükte bir kaplumbağa çıkmış.O günler de Çinliler tanrıların kaplumbağa kabuklarında yaşadığına inanıyorlarmış. İmparator Wu bunu bir işaret kabul etmiş.Adamlarıyla beraber kaplumbağanın sırtında,üçe üç bir sihirli kare keşfetmişler.Bu harika bir keşifmiş.Bundan Feng Shuı,Çin Astrolojisi ve Çin Numerlojisi doğmuş.Çinlilere göre yaşamda ki her şeyin içinde Ch'i denilen bir enerji var.Bu Ying-Yang enerjisidir.Bir dairenin içinde iki lavra şeklinde sembolize edilir.
Yin karanlık,dişi,edilgendir.Yan aydınlık etkin ve erildir.Zıtlıkların muhteşem bir uyumu vardır ve enerjiyi doğurur.
 Ha bana kalırsa Feng-Shuı:Çinli büyükannelerin pasaklı torunlarını düzene alıştırmak için icat ettikleri bir terbiye sistemidir.Bizim "bak o terlikleri yanyana düz koy,ayağından fırlatıp ters bırakırsan biri ölür"tehdidini savuran büyük annelerimizle aynı felsefeden hareket etmektedirler.
Feng Shuı, pusula yönlerini dikkate almayı saymazsak ki, kıble yönü bizim de çok özen gösterdiğimiz bir durumdur,bizim kültürümüze çok uygun bir öğreti.Transa geçen Türk kadını üç gün aralıksız temizlik yapabilir.Temel felsefe mutluluk ve bereket için evin, her köşesini düzenle-sil-süpür-havalandır ve aydınlat.Işıl ışıl olsun, mis gibi koksun.Temizlenip paklanmış bir evden daha çok bir kadını ne mutlu edebilir.Feng Shuı uygulamanın en kolay yolu:Sakin ve huzurlu olduğunuz bir gün yerleştirmek istediğiniz odaya odaklanın.Eşyaları yerleştirdiğiniz yerler de oturduğunuzda kendinizi rahat hissediyorsanız yerleşim doğrudur,başka bir yere geçmek istiyorsanız konum yanlıştır.Bir düşünün, son hallerini verinceye kadar evimizde ki odaları kaç kere değiştirdik.Feng Shuı'ye göre bunları hep doğru konumu bulmak için yapıyoruz.Diğer kurallar:
  • Sevmediğiniz eşyaları ya dönüştürün yada atın her gördüğünüzde sinirleriniz bozulmasın.
  • Bitkiler mükemmeldir ama kuruyan bitkiler, kuru çiçekler,çatlak-kırık objeler enerjiyi yok eder,atın.
  • Bozuk aletler sinirleri bozar,onarın veya atın.
  • Çok keskin köşelerden se yuvarlak formlar daha iyidir.
  • Evini temizle-düzenle-aydınlat-havalandır, bu mutluluğu ve bereketi artırır.
  • Aynalar doğru yere yerleştirildiklerinde güzelliği ve bereketi artırırlar.
  • Tekdüze mekanları zıtlıklarla hareketlendir.
  • Bu da bizim inancımızdan, mutluluk ve bereket için sahip olduklarına şükret ve onları paylaş.
 Antep işi ahşap çeyiz sandığımı beyaza boyamıştım hatırlarsanız.Çok güzel olmasına rağmen,enerjisi düşüktü.Fazla yang'dı,aydınlık,etkin ama bir şeyi eksik.Eksiği buldum.Tabi ya Ying,fazla beyaz, zıtlıktan yoksun.Onu eskitmek aklımdaydı ama acemi olduğum için cesaret edememiştim.Gözümü kararttım, Feng Shuı'den aldığım ilhamla onu  antiquinle eskittim.Offf muhteşem oldu. Sanırsınız 20 kişilik uzman bir ekip,altı ayda fırçalaya fırçalaya onu toprakta ki esaretinden kurtarmış.Abartıyormuyum ne?
Kahve ve siyah antiquing boyaları karıştırıp,eskitme yapılacak alana bolca sürdüm.Önce nemli bir bezle silmeye çalıştım.Korkunç bir görünüm ortaya çıktı.Sandıktan ümidimi kesmiştim ki,boyayı yıkayayım diye düşündüm.Bir kova su getirdim yanıma.Başladım bezi yıkayıp yıkayıp hırsla silmeye.Aman Allah'ım boya çıkmaya başladı.İstediğim kadar boya kalıntısı kalıncaya kadar devam ettim.Yaklaşık 3 kova suyla boyayı anca temizledim:).Nemli bezle bu işi başaran arkadaşlarıma gıpta ettim.
 Çinliler bu işi biliyor,biraz kara çalınca hakikaten enerjisi arttı sandığımın.Onu daha önce boyayıp,porselen güllerle süslediğim aynamla kombinledim.Çok güzel oldu.Bu yazıya bir Çin atasözü de yakışır dimi:
"Dünyada kusursuz iki insan vardır:Biri ölmüştür, öteki ise doğmamıştır".
Sevgiyle afiyette kalın inşaALLAH.

20 Ağustos 2013 Salı

OSMANLI'DA KUŞ SARAYLARI- BENİM KUŞ EVİM

Bilseniz ne kadar zamandır, leyleği havada görmeye çalışıyorum.Leyleklere sitemimdir:"Hey leylek ahalisi size söylüyorum, bakın benim kültürüm de bu önemli!Niçin beni görünce hepiniz çömüyorsunuz, koca bir yılı evde mi geçireyim istiyorsunuz?".İnsan ne sıklıkla leylek görür demeyin,Bursa'da oturuyorsanız,oldukça sık.Bildiğim kadarıyla Karaağaç Köyü leylek şenlikleriyle Avrupa'da bile leyleklerimiz temsil ediliyormuş.Oturduğum sitenin karşısında belediyeye ait çok büyük bir okul arazisi var. Orada günün her saatinde de onlarca kuşa(gönül yüzlerce demek istiyor ama malesef)rastlayabilirsiniz.Bazen martılar bile geliyor.Çünkü kuşların onları besleyen, su kaplarını her zaman dolu tutan bir dedeleri var.Kuş aşevi gibi bir yer yapmış.Uzaktan bakınca anlamsız geliyor ama yaklaşınca çekmecelerin içlerin de ufalanmış ekmekler ve su kaplarıyla konforlu bir aşevi görüyorsunuz.Bu arada dün işe giderken misafirleri arasında iki leylek vardı,durup bekledim yerlerinden kımıldamadılar bile:(
 Milletçe kuşlara olan sevgimiz inançlarımızdan ve geleneğimizden kaynaklanıyor.Filleri ve güçlü ordusuyla Kabe'yi yıkmaya gelen Ebrehe ordusu, Mekke'ye girerken deniz tarafından,o bölgede daha önce hiç görülmemiş,kırlangıca benzer kuş sürüleri bir anda ortaya çıkarak,Ebrehe'nin ordusuna saldırmışlar.Gaga ve pençelerinde taşıdıkları taşları ve çamurdan balçıkları askerlerin üzerine bıraktıklarında onlar, kurumuş, paramparça olmuş ağaç yaprakları gibi dağılmışlar(Fil Suresi).Abdulmuttalıb'ın dediği gibi:Kabe'nin sahibi,onu korumuş.Hem de minicik kuşlarla.Himmetinden sual olunmaz,Rabbim:"Ol der, oluverir".
Bunun gibi nedenlerle atalarımız kuşa bakmanın "sevap", kuşa kötülük yapmanın hele yuvasını dağıtmanın "günah" olduğuna inanırlardı.Şimdiler de şehirlerde ki ruhsuz mimaride örneklerine hiç rastlamasak da 13.yy Anadolu'da evlerin,kamu kullanım alanlarının güvenli birer uzantısıymış kuş evleri.16 yy da bunların kuş köşklerine, saraylarına dönüştüklerini görüyoruz.İdda ediyorum,dünyanın hiçbir yerinde bu kadar yürek titreten bir mimari yoktur.Dünyada herkes bir soy sop arayışındayken, çok şükür bizim serçelere saraylar inşa eden bir ceddimiz var.Aynı tarihlerde Avrupa'da neredeyse hiç rastlanmayan bu kuş hassasiyetini Avrupa'lı seyyahlar sık sık dile getirmişlerdir.
Fransız seyyah A.L.Castellan:“Bir Türk meskeni inşa edilirken, güvercinlerin ve diğer kuşların susuz kalmamaları için münasip yerlere yalaklar yapmak, Türk sivil mimarisinin vazgeçilmez özelliklerindendir. İstanbul’a hububat, gemilerle gelir ve limanlara boşaltılır.Binlerce kuş boşaltmayı bekleyip hücuma geçer.Onlar için çuvallar açılır ve Türk gümrüğünün harç olarak aldığı miktardan fazlasını tüketirler.” demiştir. İtalyan seyyah Edmando De Amicis İstanbul’da gördüklerini şöyle yazmış:“Sultanların veya şahısların hayratıyla beslenen sayılamayacak kadar çok güvercin sürüsü var.Türkler, kuşları himaye edip beslerler.Kuşlar da onların evlerinin etrafında, denizin üstünde ve mezarların arasında şenlik eder.İstanbul’un her yerinde, insanın etrafında uçuşan kuşlar vardır.”Şimdilerde kimse kuş evleri ve su yalakları yapmıyor.
Ne dersiniz kuşları şehirlerden biz mi gönderdik?
Kuş evlerine bu gün niye taktığım,malumunuz.Kuş evi boyadım:)
Aslına bakarsanız amacım onu balkonuma yerleştirmekti.Ama yapamam.Biliyorsunuz benim ağaçlarımda kargadan başka kuş yok.Onlarında kuş evi kullanacaklarını hiç sanmıyorum.Tenezzül edip camın önüne bıraktığım yemleri bile yemiyorlar:(
Bu benim ilk ham mdf boyamam oldu.Boya olarak akrilik boya kullandım.Cila yine su bazlı vernik.
Çatıdaki güller resim transferi,ön cephedeki ahşap oyma görüntüsü:Mdf aplik, boyayıp eskittim.Çok beğendim,sanırım daha sık kullanacağım.Eskitmeleri Antiquinle yaptım.

Ne dersiniz bir gün serçeler misafirim olur mu?Sevgiyle afiyette kalın inşaALLAH.

26 Temmuz 2013 Cuma

PORSELEN GÜL BOYAMA VE AYNA SÜSLEME

Beyaza boyadığım ayna çerçevesinden gözümü alamıyorum,öylesine güzel ve taze bir görünümü var ki.Aslında düşününce boyasının altında o aynı eski ayna.Sadece 10 gr boyayla tekrar gönlüme girişine biraz içerledim.Eski yeşilcam filmleri gibi duygularım şu sıralar.Birinin aşkını celb etmek için, biraz boya süs püs;kan tükürtür  mendile:)
Hayat böyle değil mi? Gerçeğiyle yüzleşmeli insan.Ben de hırs yaptım ve aynamı daha çok şımartayım dedim.Yeşilçamın,  ne kadar süs, o kadar popülarite ilkesiyle onu porselen  güllerle süslemeye karar verdim.İyi de nasıl?
Bazen neredeyse hiç boş vakti olmayan biri olarak cesaretime hayran kalıyorum.Önce İstanbul'a giden bir arkadaşıma gül siparişi verdim.Sabuncu Handan gülleri tedarik etmiş, ayakları dert görmesin.
Şu ana  kadar ki başarılı boyacılık geçmişimden aldığım güçle gülleri boyadım.Güllere aşınmış metal görünümü vermek istiyordum.Bunun için önce siyah akrilikle boyadım.Çok iyi gidiyordum, ta ki beyazla boyamaya geçinceye kadar:( 
Fotoğrafta ki  görünüm,  iki kat boyadan sonra da değişmeyince ümitsizliğe kapıldım.Belki yağlı boya daha kolay olabilirdi,neyseki sonunda gülleri bembeyaz boyamayı başardım:)İyice kuruduktan sonra zımparayla aşındırdım.
Ahşap tutkalıyla  aynaya yapıştırdım.Aynayı da ben boyamıştım;burda.
Sonuç mu  muhteşem,
Filiz Akın-Emel Sayın karışımı bir şey:).Görenler gülleri   gerçekten metal zannettiler.Sonuç olarak biraz süsten hiçbir zarar gelmez,ve ne kadar az, o kadar çok:)vs.vs...
Bilemezsin,
Sana verecek bir armağanı ne çok aradığımı.
Hiçbir şey içime sinmedi.
Altın madenine altın sunmanın ne anlamı var.
Ya da okyanusa su.
Düşündüğüm her şey
Doğu'ya baharat götürmek gibiydi.
Kalbimi ve ruhumu vermemin bir yararı yok,
Çünkü Sen zaten bunlara sahipsin.
O yüzden Sana bir ayna getirdim.
Kendine bak ve beni hatırla. 
Demiş Mevlana,ne de güzel söylemiş:)

Sevgiyle afiyette kalın her daim  inşaAllah:)






















AYNA ÇERÇEVESİ BOYAMA

Aynaları çok severim.İnsanın kendi gözlerinin içine,vicdanına bakabilmesinin muhteşem olduğunu düşünüyorum.Doğrucu Davut'turlar da.Hatırlarsanız pamuk prensesin çok kötü kalpli,paçoz,çirkin üvey annesine de haddini bir ayna bildirmişti:).Haindirler de: Kırılırlarsa yedi yıl kısmetinizi kapatırlar.Ayrıca kadim Feng Shui öğretisine göre de, ayna enerjiyi katbe kat artırabilen bir sembol.Doğru yere asıldığında, güzellikleri ve bereketi arttırdığı gibi yanlış yere asılırsa negatif enerjiye ve kötülüklere sebep olabiliyor.Temel felsefe:"Aynadır yansıtır".Neyi çoğaltmak istiyorsak aynalarımıza onu yansıtmalıyız.Bıdı bıdı bıdı...
Ben de şu sıralar evde ki aynalara sardım:) Düşünüyorum da aslında bu çerçeve varaklıyken de çok güzeldi.(Tabi resimde ki onun kardeşi, sırasını bekliyor.Her zaman ki gibi öncesi fotosunu çekmeyi unuttum:()
Lakin bütün alışılmış güzellerin kaçınılmaz talihi:Sıradanlık sendromu onu da vurdu:).Varaklı ayna çerçevesi işte.Farkına varmam için bir şeyler eksikti.
Bana kalırsa eşyalarla insanlar aynı makus kaderi paylaşıyorlar.İnsanlar arasında da öyle değil mi? Ne kadar güzel,ne kadar iyi olursak olalım:kollektif bilinç altının tüm iyi şeylere alışılır yazgısından payımızı alıyoruz.
İşte bu yüzden Mevlana'nın uyardığı gibi:Her gün yeni bir şey söylemeli insan.
Alışılmış güzel, artık güzel değildir,yazgısından payına düşeni alan aynama acizane yardımcı oldum:) 
Önce onu iyice zımparalayarak yılların tortusunu ,varak kaplamayı üzerinden uzaklaştırdım.Tozunu alıp sirkeli suyla iyice sildim.Beyaz akrilik boyayla 4 kat boyadım.Tamamen pürüzsüz bir doku elde etmek içinde vernikli sprey boyayla son kat boyasını attım.Gelin gibi oldu...Lakin benim hoşuma gitmedi.Fazla yeni görünüyordu,fabrikasyon gibi.Eskitmek için kenarlarını siyah antıquıngle boyadım.
 
Islak mendille silerek eskimiş bir görüntü verdim.Ben aşınmış eskitmeleri seviyorum ama bu da çok güzel oldu:)
 
Beni çok eğlendiren bir ayna fıkrasıyla yazımı bağlayayım.Sevgiyle afiyette kalın her daim inşaAllah:)

 Tarihte ilk kez Erzurum'a ayna gitmiş.Adamın biri aynayı görüp eline almış.Daha önce hiç kendini görmediği için ölen kardeşine benzetmiş aynadaki görüntüsünü.
Adam: Eyy gidi gardaşım! seni bir daha görmek nasipte varmış,aynayı eve götürüp sarılıp uyumuş kardeşine.Karısı bakmış adam bir şeye sarılıp uyumuş, almış aynayı bakmış ki bir kadın;
- Allah belazı viree! bu karı da kim? Bi boka da benzesee!
diye feryat figan ederek evden çıkıp kadı efendiye gitmiş.
- Kadı efendi, adam beni bu karıyla aldattı!demiş.
Kadı almış aynayı bakmış bakmış ve;
- Yav, bu karıdan çok gavata benziir!

18 Haziran 2013 Salı

METAL ÇERÇEVE BOYAMA VE DEKUPAJ TABLO

Ey nazlı nazlı yürüyen selvi,hazan rüzgarı sana değmesin.
Ey cihanın gözbebeği,kem göz senden uzak olsun.
Sen göklerin de canısın, yerin de! ..
Canına, rahmetten, rahattan başka bir şey dokunmasın!



Mevlana'nın bu rubaisini her okuduğumda,  gözkapaklarım istemsiz kapanıyor ve yüreğimin içinde kelebekler uçuşuyor.Evrende bir insan için dillendirilebilecek, daha  güzel bir dua varmı dır?Kuşkusuz vardır.Lakin bu sözler beni büyülüyor.Hem güçlü bir beğeni,hem yürek dolusu sevgi...Bakmaya doyamamak,tırnağının ucuna kıyamamak...
Benim çoçukluğum da şimdi duymayı gerçekten çok özlediğim içten dualarla örülüydü.Rahmetli babaannem,tuttuğun altın olsun,gökten yağsın yerden toplayasın,çok günler göresin,keder nedir bilmeyesin diye sıralardı dualarını.Nasıl güzel,beklentisiz bir sevgi, birinin sizi iyilik ve sevgiyle anması,aklına dahası yüreğine düşmeniz.Birini dua ve sevgiyle anmak bu eskidendi çoook eskiden.Şimdi hepimiz çok meşguluz.Sevdiklerimizi farketmeye bile vaktimiz yok:(
Herşey bu rubaiyi duvarıma asmak istememle başladı.Önce bir kaligrafa yazdıracaktım,sonra vazgeçtim kendim yazdım.Tabi yine evdekileri değerlendirerek.Bu iki gümüş kaplama çerçeve modası geçmiş öyle bekleşiyorlardı.
 Bu defa onlara dokundum:Önce enamel boyayla boyadım.Sonra parmak yaldızla eskittim.Eskitmenin verdiği yaşanmışlık duygusunu çok seviyorum.

Çerçevelerin arka kısımları mdf idi.Onları da boyadım sevdiğim iki grafiği kenarlarını yakarak eskittim.Ve dekupaj yaptım.
5-6 kat vernikleyerek toz alamaya uygun hale getirdim.Grafiklerden birine kendi el yazımla rubaiyi yazdım.Resmi de çizmek isterdim:( Neyse üzerinde çalışıyorum:)
Tablolarımı da çok beğendim.Rabbim güzel günler de seyretmeyi nasip etsin.Daha güzelleri sizin olsun.Tablolarla birlikte çok önemli bir eksiğimi farketmiş bulunmaktayım.Benim matkabım yok:)Duvarı nasıl deleceğim.En kısa zaman da bununla ilgileneceğim.
mevlana,rubailer
Canınıza:Rahmetten rahattan başka birşey dokunmasın.Sevgiyle kalın:)

25 Mayıs 2013 Cumartesi

ALMAN GÜMÜŞÜ BOYAMA

Alman gümüşü olmayan bir ev varmıdır?Hiç sanmıyorum.En azından  bir şekerlik, bir tepsi, bir vazo olmadı bir şamdan her eve  geçerken şöyle bir uğramıştır:).
Bunlar da benim alman gümüşü gondollarım.Kararınca kaplama oldukları için bildiğim kadarıyla parlatmanın bir yolu yok. Her zaman ki gibi boyamadan fotoğraf çekmeyi unuttum.Neyse ki biri boyasız.
alman gümüşlerini yenileme
Fransızcası jardiniere; çiçeklik,saksılık anlamına geliyor.Lakin benim ülkemin fonksiyonel kadınları onu şekerlik olarak kullanıyor:) Kendileri bir dönemin en fiyakalı aksesuarlarından.Söylentiye göre eskiler bir askerlik yapmamışa,bir de gondolda çikolata getirmeyene kız vermezlermiş.
Gerçi bunlara neden alman gümüşü denildiğini de anlamış değilim.Alman deyince benim aklıma sandaletin içine çorap giyen,incecik bacaklarının üzerinde nasıl oluyorsa kocaman bir göbeği olan, ama ille de her şeyin en sağlamını yapan insanlar geliyor.Bu gümüşlerin ne kadar çabuk karardığını düşünürsek, sadece adı alman sanırım.
Ben bu bebekleri önce enamel boyayla 2 kat boyadım.Bembeyaz görüntüleri; bizde bir şeyler eksik diye bağırıyordu.
Onlara biraz yaşanmışlık katmak için yaldızla eskittim.Yeni yüzlerin çok daha fazla sevdim.
YALDIZLA ESKİTME
Aslına uygun, içlerini çiçekle doldurmak için de çiçekçiye gitmeyi bekleyemedim.hemen sitenin bulunduğu sokaktan bu çiçekleri kaptım.Ve fotoğrafları hazırladım.


Ben harika bir boyacıyım.Yine egom tavan yaptı:)Fotoğraf makinem eski,görüntüyü istediğim netlikte yakalayamıyorum.Herşeyin eskisini severim.Fakat teknoloji söz konusu olunca inat etmemek lazım.

Öyle güzel oldular ki,itiraf edeyim o bembeyaz halleri beni biraz hayal kırıklığına uğratmıştı.Ama eskittikten sonra sanat eseri gibi oldular.eski eşyaları yenileme,öncesi sonrası
öncesi-sonrası,eski eşyaları yenileme 
Eskiden dolabın altında bekleşiyorlardı, şimdi çok severek kullanacağım.Ben mutlu,onlar ihtişamlı, ee bir de Ömer Hayyam dan bir rubai.Daha ne olsun. Sevgiyle kalın...

Gören göze:Güzel, çirkin hepsi bir;
Aşıklara cennet, cehennem, hepsi bir;
Ermiş ha çul giymiş, ha atlas;
Yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

AHŞAP BOYAMA YATAK BAŞLIĞI



Nostradamus benim için" bir gün bu hatun kişi, elinde fırça çokça kendini olmak üzere mobilya boyayacak"diye tarihe not düşmüş olsaydı,sen ne içtin kuzum derdim:)(gerçi kahinlere inanmam ondan olabilir)
Bana birden bire ne oldu bilmiyorum.Damacanaya elbise öresim var.Neyse hevesim kaçmadan evde ki diğer eşyalara el atayım dedim. Geçen hafta boyadığım sandıktan sonra, bir var bende benden içerü ne siz sorun ne ben söyleyeyim.Her şeyi yapabilirim gibi hissediyorum.Ev de şöyle bir dolanıp yatak başlığımı kurban seçtim.
ahşap boyama nasıl yapılır
Ona şöyle artistic-vintage bir yüz yaptım.Ağaç mobilyayla çalışmak kolay,olmadı mı zımparalıyorsun altı yine ağaç.Cesurum ben cesuuur:)
Nasılmı: Zımparaladım.Beyaz akrilik boyayla boyadım.ilk kat boyadan sonra çok kötü görünüyordu.4-5 kat boyadım.Bembeyaz  bir başlık oldu.
Bu hali çok sıradandı,ben de onu bu  acınası durumdan kurtardım.Karakteristik bir hava vermek için eskitme yapmalıydım ama nasıl.Araştırdım,okudum,dinledim,seyrettim bir çok yöntem öğrendim.Bu başlıkta  zımparalayarak ahşabın görünmesini sağladım.Böylece aşınmış ama güzel ve soylu bir görüntüsü oldu.
Bu benim ilk eskitme çalışmam bu arada.Boyayı çok kurutmuşum, çok zor aşındırdım.Mutlaka kolay bir yolu vardır.
Bu halini de çok sevdim,ama neden daha karakteristik olmasın ki diye transfer yapmaya karar verdim.Burdan indirdiğim resmin üzerine transfer tutkalını bolca sürdüm ve yüzeye yapıştırdım.Peçeteyle tamponlayarak hava kabarcıklarını tamamen çıkardım.O kadar aceleciyim ki kağıdı hemen soymaya başladım.
transfer nasıl yapılır
Neyseki kendimi güç bela durdurdum.
Ertesi gün resmin yüzeyini ıslattım.İzlediğim video ıslak süngerle ovarak çıkartın diyordu fakat ben güvenemedim elimi ıslatatarak hiç kağıt havı kalmayıncaya kadar yavaşça ovdum.Sonrada su bazlı vernikle vernikledim.Acemi talihi dedikleri bu olmalı.O kadar güzel oldu ki fotoğraflara bir türlü yansıtamadım.İnanamıyorum ya, ben harika bir boyacıyım:)
Bu yeni benin, havalarla ilgisi olmalı diye düşünüyorum.O halde bu yazıya en çok Orhan Veli yakışır.
Sevgiyle kalın:)
GÜZEL HAVALAR
Beni bu güzel havalar mahvetti,
böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada âşık oldum;
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum;
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti.