ÇAY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÇAY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2013 Cuma

LİMONLU BUZLU YEŞİL ÇAY -ÇAY EFSANELERİ

Bir Çinli Filozof:"Çay dünyanın gürültüsünü unutmak için içilir"demiş.Çay tüketiminin kişi başı 2,5 kilonunun üzerinde olduğu güzel yurdumun insanlarıyla hep bir ağızdan haykırıyoruz:Bre filozof ağzın bal yesin,ne güzel söylemişsin.Herkes için önemli bir mevzu olmayabilir,lakin çay içmediği günü yaşanmamış sayan bencileyin ademler için çayın tarihi mübarektir,bulanı yadetmek boynumuzun borcudur.Efsaneye göre, büyük Çin İmparatoru Shen Nung’ın hizmetlilerinden biri bahçede su kaynatırken bir yaprak kaynayan suyun içine düşer.Hizmetçi için talihsiz bir durum elbette.Tam ölümlerden ölüm beğenirken,havaya yayılan çay kokusundan imparator büyülenir,tadını da denemek ister.Pek inandırıcı değil dimi,zehirlenirim korkusuna bir düzine hizmetçi tadmadan yemeğini yemeyen imparator için fazla hovardalık:) 
Çayın Japonya'daki efsanesi bizi Bodidharma isimli bir Budist keşişe götürüyor.Hayatının yedi yılını Buda'ya adayarak uyumadan geçiren keşiş, meditasyon sırasında istemeyerek uykuya dalınca kendine o kadar çok kızmış ki göz kapaklarını kesip toprağa atmış.Gözkapaklarının toprağa değdiği yerden çay filizleri büyümüş.Böylece keşişler çay içerek uyuya kalmadan daha uzun meditasyonlar yapabilmiş,Buda'yı üzmemişler.
Keşke biri çayı avrupalılardan gizleseymiş:)bütün güzel şeylerde olduğu gibi İngilizler içine süt ilave edip ve günün ikindi vaktini ona tahsis edip, onu ingiliz kültürüne mal etmişler.Onlara kızabilirmiyiz?-Çayı sevmemek mümkün olsa belki:)
Uzmanlar çayın her çeşidinin,sütlü limonlu,soğuk, sıcak vs.sağlık açısından yaralı olduğu kanısında.Birçok faydası da kanıtlanmış.
Tibetliler çayı, süt veya su ile demlendikten sonra tereyağı ile karıştırılarak yoğun bir beslenme içeceği elde ediyorlarmış.Rahmetli dedem de çayına bal ve tereyağı eklerdi,ben bunun dedeciğimin pek trendleşememiş keşfi zannediyordum.Mekanın cennet olsun dedeciğim elin tibetlisi de sen gibi içiyormuş çayını:)

Havaların bu kadar sıcak olması,bir süre önce yıldızımın barıştığı yeşil çayla beni daha sıkı fıkı yaptı.Su sızmıyor aramızdan.İçinde yüksek oranda C vitamini ve antioksidan bulunan yeşil çayın bu özellikleriyle sindirimi ve vücud ısısını düzenlediğini okuduğumdan beri buzlu yeşil çaylar can yoldaşım.Denediğim tariflerden en çok şeftalili,erikli ve limonluyu sevmiştim.Limon başlı başına bir sağlık mucizesi kabul ediliyor,yeşil çayla birlikteliği Hipokrat'a eşit oluyor:)
 malzemeler:
  • 2 litre su
  • 1 çorba kaşığı yeşil çay
  • bir kaç yaprak nane
  • 2 limon 
  • bolca buz
 yapılışı:
1)Suyu kaynatıp,ateşi kapattıktan sonra yeşil çayı demliyoruz.
2)Ilınınca bir limonu kabuklarıyla birlikte dilimleyıp içine atıyoruz,nane kullanacaksak  çayın iyice ılınmasını bekliyoruz ki acılaşmasın(ben bardağıma minik bir nane dalı atıyorum)
3)Bol buz ve limon dilimleriyle servis ediyoruz.arzu eden tatlandırabilir- ki benim için çayın katlidir:)
Bu sıcakta gonca gülü nerden mi buldum?Derin dondurucudan:)

  Çayın meşhur hikayesiyle şimdilik hoşçakalın,sevgiyle afiyette kalın.




Çayın alt demliği "kaynanadır":Sürekli kaynar durur.Dikkat edilmezse taşabilir.
Üst demlik "gelindir":Alt demlik kaynadıkça onun harareti artar, ama aynı zamanda olgunlaşır ve çay demlenir.
 
Bardak"gelinin kocasıdır":Her iki çaydanlıktan da yeterince nasibini alır.
Biraz kaynana doldurur,birazda gelin. Bu nedenle denge  çok önemlidir.Açık veya demli çayın hoşa gitmemesi bundandır.
 Çayın şekeri ise "çocuklardır":Çaya tat verir fakat çok şeker çayın lezzetini bozar. Şekersiz çaya alışanlar için ise bir tanesi bile fazla gelebilir.


Çay kaşığı"görümcedir":Arada bir gelir karıştırır ve  gider.
 

Kayınpedere gelince o da "çay tabağıdır":Çayın demine suyuna hiç karışmaz, bir köşede  sessiz sedasız  oturur. Sadece dökülenleri toplar ve çevreye zarar vermesini engeller. Ancak ara sıra boşaltmak gerekir yoksa taşıp her şeyi berbat edebilir.

 
ay süzgeci"ailenin sahip olduğu değerlerdir:Aileyi dış müdahalelerden korur. Delikleri büyük olursa çayın tadı kaçabilir.
 

 Suyu ısıtan ateş ise "hoşgörüdür":O olmadan aile de olmaz.

 

 Kısacası bir bardak çay "AiLEDiR"


Ve ağız tadıyla içilen bir bardak çaydan daha mutlusu yoktur...

5 Ağustos 2013 Pazartesi

ŞEFTALİLİ BUZLU YEŞİL ÇAY

Her sevgi emek ister,aşk ise ilk bakışta.Aşk bu yüzden ömür biçilen,sevgiyse ömürsüz...Yeni durumları,kişileri,fikirleri,sahip olduklarımızı,sağlıklı beslenmeyi,disiplinli olmayı vs.vs. öyle birden bire gönlümüze dolu versinler,hayatımızın bir parçası oluversinler istiyoruz ya.İyi olurdu elbette,ama hayatın kuralları başka:(
Herhangi bir şeye ilk bakışta tutulup  eksenine girmemişsek,erteleme hummasıdır yakalandığımız.İyi bir pazartesidir çoğumuzun beklediği.Lakin size kötü bir haberim var: Tecrübeyle sabittir ki iyi bir pazartesi yok.Doğru zaman hemen şu an.Geçinmek zorunda olduğunuz birimi var? Hangimizin yok ki?
En kolay yolu onu sevmek.Sizi rahatsız eden yönlerini gözünüzde canlandırın.Ve görülemeyecek kadar görüntüyü küçültün.Şimdi hoşunuza giden yanlarını canlandırın gözünüzde.Onları olabildiğince büyütün, hatta güneşe asın  ışıldasın.İyi yönleri yok mu? Uydurun.Çok değil 15-20 güne beyniniz buna inanır.Sevmek çok güvenli bir limandır.Denemeye değer.
Ne zamandır yeşil çayın faydalarını dinliyor,okuyoruz.Her yerden karşıma çıkmaya başlayınca, bu sağlık mucizesine duyarsız kalamadım ve denedim.İlk yudumda ondan nefret ettim:(Sonra sevginin nefretten daha güvenli olduğunu düşündüm.Madem yeşil çay bu kadar hayatın içindeydi ve onu yok saymak bu kadar zordu.Her yok saydığımda: E vitamininden 20 kat daha güçlü bir antioksidan olduğu yüreğime düşüyor,bunun hücrelerim için ne anlama geldiği film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyordu:)Onu sevmeye karar verdim.Bu kolay olmadı.Onlarca tarif denedim.En sevdiklerimi sizinle paylaşmaya karar verdim.

malzemeler:
-2 litre su(musluk suyu kullanacaksak 1 saat kadar dinlendiriyoruz ki kloru uçsun)
-2 şeftali soyulmuş ve dilimlenmiş
-arzunuza göre şeker(ben kullanmıyorum)
-1 çorba kaşığı yeşil çay(Çayı soğutacağımız için fazlası tadını acılaştırabilir)
-5 yaprak taze nane veya 1 çaykaşığı ucuyla kuru nane
-buz(arzu ederseniz)
yapılışı:
1.Şeftalileri suyumuzla birlikte kaynatıyoruz.Şeker kullanacaksanız onuda bu aşama da eklemelisiniz.Su kaynadıktan sonra 10 dk daha çok kısık ateşte kaynatmaya devam ediyoruz.
2.Ateşi kapattıktan sonra çayımızı ve naneyi ilave edip demlenmeye bırakıyoruz.
3.Soğuyunca şeftalileri dağıtmadan süzüyoruz.bol buz ve taze şeftali parçalarıyla servis ediyoruz.
 
Çok değil bir hafta günde 4-5 bardak yeşil çay tükettiğiniz de vücudunuzda gözle görülebilir,hissedilebilir bir iyileşmenin farkına varacaksınız.Şimdi kendim için harika birşey yapmışım gibi hissediyorum:)Onu sevmek için harcadığım çabaya değdi.2 litre su için 1 çorba kaşığı kullandığımız için, doz aşımı söz konusu değil.Elbette yazdıklarım kişisel deneyimlerim, tıbbı bir dayanakları yok.
Buzlu yeşil çaya ithaf olunur:
"Bazen birdenbire aklıma geliyorsun, 
öyle olsun istemiyorum. 
Kasıtlı düşünmek istiyorum seni."
Allah Rahmet etsin Cahit Zarifoğlu, yeşil çay için değil elbette ,fakat ne güzel söylemiş.
Çay deyince kendimi durduramıyorum,bu son:)

Benimle yaşlansana?
Kitap okur, çay demler,şiir yazarım sana.
Ha birde, her sabah için şükrederim.
Sonra gözlerine bakar "amin" derim.
Amin,bu günde gördüm seni.
Bu günde güzel geçecek demek ki...
Ben herkes gibi değilde,
duam gibi severim seni.
Kalbimden,gönlümden kopan gizli saklı sözler gibi.
Kim duasını sevmeden diler ki? 
Sevgiyle Afiyette kalın inşaAllah.

30 Temmuz 2013 Salı

STRESE KARŞI YASEMİN ÇAYI VE TİMÜSÜ TİTRETMEK


Hep söylerim bu anadolu kadınları şifacı,bilge,ermiş,dahi vs.biri beni durdursun:)Lakin  ne desem yakışıyor.Hani ağıt yakarken ya da daralınca iman tahtalarını elleriyle döverler ya o da boşuna değil miş.Timüslerini pataklayıp stres kontrolu yapıyorlarmış meğer.Timüs, iman tahtası denen göğüs kafesinin ön orta kemiğinin arkasında bulunan yassı ve loplu yapıda bir organımız.
Ayrıca uyarıldığında insanda mutluluk ve rahatlama duygusu uyandırıyor, dahası sağlıklı ve doğru düşünmeyi sağlıyor.Timus bezi çoçuklarda ceviz büyüklüğünde iken yaşlandıkça bezelye tanesi kadar küçülüyormüş.Çocukların nedensiz de gülebilmelerine şaşırmamak lazım:)
Şöyle sarsıla sarsıla atılan bir kahkahanın ,  göğsün tam ortasına parmak ucuyla vurulmasının ya da dilin üst dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına dokundurulmasının Timus' u uyardığı ve harekete geçirdiği söyleniyor. Bu titreşim  sayesinde üzüntü kaynaklı  direnç azalmasının önüne geçiliyor,bağışıklık sistemi güçleniyor,stresin yıkıcı etkisi kontrol ediliyor.Baskı altında  konuşan insanların, ellerini gayri ihtiyari göğüslerine vurmaları rastlantı değil,tamamen içdürtüsel...
Timüs'a  şiddete hayır diyorsanız:Duru mavi, kıpırtısız bir ruh hali için  yasemin çayından da yararlanabilirsiniz.
 Beni sakinleştirenin çayın kendisi olduğunu hiç sanmıyorum.Bu büyülü tomurcuğun suya değdiği an; muhteşem bir görsel şölen başlıyor.İsteseniz de gerilemiyor,kendinizi sebepsiz gülümserken buluyorsunuz:).
Yasemin çayı Çin de yaşamın taa kendisiymiş,mübarekmiş.Şehir efsanesine göre Çin de bu büyülü tomurcukları, sabah güneş doğmadan bakire kızlar mor yasemin çiçeklerinden yapıyorlarmış.Artık Mısır Çarşısı'nda kiloyla satılabilecek kadar çoğaldıklarına göre bu efsane geçerliliğini yitirmiş olabilir.Hoş Çin deki genç kız nüfusunu düşünürsek gerçeklik payı da yok değil.



Tarladan bardağımıza kadar devam eden muhteşem bir özen.Bu tantana çaya yakışır mı?Yakışır...Hatta bana kalırsa evrende bir tek çaya yakışır sonra zeytine...
 
Bu tomurcuklar, elde bir araya getirilip iplikle dikildiği için, her suya attığınız tomurcuk,farklı bir görünümde olabiliyor.Benim bu defa ki tomurcuklarımın renkli kısmı az çıktı,malzemeden çalmışlar:)Tadını sever ya da sevmezsiniz.Lakin seyretmek aşk...
"iki çay söylemiştik orda biri açık,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni."demiş Cemal Süreyya.Doğru söze ne denir:)
Sevgiyle afiyette kalın her daim inşaAllah...

8 Temmuz 2013 Pazartesi

KARADENİZ KADINI VE AHŞAP SEPET BOYAMA

Çayeli’nden öteye Gidelum yali yali.
 Sırtındaki sepetun  ben olayım hamali.
Sepetunun ipleri Keseyi omuzuni.   
Aç beyaz peştemali bir göreyum yuzuni

Menşure deduklari kız sen misun sen misun
Alemun dilindesun, O kadar güzelmisun
...
Bir kadını merak etmek böyle de güzel anlatılmaz ki:)
Hayatta örnek aldığım insanlar sıralamasında anadolu kadını hep ilk beşe yakın bir yerdedir.Hem anne hem baba tarafından, 24 ayar karadenizli olduğumdan, en iyi tanıdığım kadınlarda hiç kuşkusuz karadeniz kadınlarıdır.
"Karadeniz kadını" bir tamlamayla tanınmasının hakkını layıkıyla verir.
Sırtında ağırlığınca yüküyle, uçurumlarda yürür.Her şeye,herkese yetişir.Vardır onda her derdin bir çaresi.Ama bir kere de vık vık etmez.
Şimdiler de köylerde oturan yok.Fakat bundan 20-25 yıl öncesinin, ayağı lastikli, burnu sümüklü çocukları, hep çok iyi adamlar oldular.Çünkü başka seçenekleri yoktu.Anaları öyle istedi.Ölürde çoluğunu çocuğunu zebil etmez.Bırakın beş çocuk, bir herifi idare etmeyi;verin dünyayı idare eder.Kızdımı gözü hiçbir şeyi görmez,sevdimi hiçbir çıkar gözetmez, benim peştemalli amazonlarım.
 Kocasının nataşalarla fin fin yaptığını öğrendiğinde, kahvehaneye gidip:-Ola Yunus ha bu bende ki .. değilmi?Diyecek kadar mert, yüreklidir.(Yunus'un yerinde olsam aya tek yön bir bilet alırdım:)
Gün görmemiş küfürler (küçükken çok özenirdim),çok sıkı da dualar ederler.
Cesur,çalışkan,zeki,öfkeli,atılgan,telaşlı,kararlı,güçlü,yeniliklere açık,kanaatkar,şık,güzel,espirili,ozan,alıngan,gururlu naiftirlerde.
Bir bünyede bu kadar ruh hali barındırmak, akla zarar ama karadenizli kadında mümkündür.
Düşmezler ya, onlardan birini yerde bulursanız:Nimettir, üç kere öpün başınıza koyun.Karadeniz kadınının bedeniyle özdeşleşmiş bu yük sepetini boyarken aklımdan ve yüreğimden geçenlerin iki satırda özetini yapayım dedim.Ama inanın beğenmedim.Benim kelimelerimin fukaralığı.Shakespeare özenmedim değil.Her duygusunun kelimesini biliyor muydu acaba?
Bu yük sepetlerini Rize'ye gittiğimde almıştım.Orjinalleri kadar büyük değiller elbette.Birini şemsiyelik olarak kullanıyorum diğeri vasıfsız eleman:)
Sepet boyamanın bu kadar zor olacağını hiç düşünmemiştim.Önce boyayı seyreltmedim.Atkı bağlarının içleri hiç boyanmadı.Sonra boyayı seyreltim.Yol yol aktı.Karadenizli genim imdada yetişmeseydi onları çöpe atacaktım.

Kaç kat boyadığımı hatırlamıyorum.Son olarakta sentetik sprey boyayla iyice boyadım.Peçeteleri yapıştırırken elimle hafifçe boşluklara doğru tamponladım.Gergin tutunca, ıslanan peçete yırtılıyor:)sonra da birkaç kat vernikledim.
 
Yavru sepeti süslediğim peçeteyi, Bim'den aldım.Aldım derken mağaza mağaza gezip peçete arıyorum bu günlerde.Mesai harcıyorum bu işe:).Parktan topladığım lavantalarla  kombinledim.Pek bir yakıştılar.Eve girerken hafif bir serinlik ve lavanta kokusu cennette gibi hissettiriyor:)

Şemsiyelik olarak kullandığım sepete ise arkadaşımdan aldığım bu peçeteyi yapıştırdım.Bu kütük mum da antrede sepete yarenlik ediyor.Alınmasın diye ona da yapıştırıverdim bir peçete:)


Herkese hayırlı ramazanlar dilerim.Herşey gönlünüzce olsun.Sevgiyle kalın:)