4 Ekim 2013 Cuma

İNCİR PESTİLİ YAPIMI VE İNCİR KUŞLARI

 Ağaç cemaatinin tavşanı incir ağacıdır.
Hiçbir ağaç onun kadar hızlı üreyip yayılamaz.Sadece bir meyvesinin içindeki çekirdek sayısını düşünürsek,üremek için insangillerle yarışmasına pek de şaşırmamak gerek:)Çiçeklenmeden meyva veren tek ağaçtır da aynı zamanda.Bizim yaşadığımız coğrafyada neredeyse lanetlenmiş,akıl almaz efsanelere aktör edilmiştir.Dalından düşen ölür,ocağında biten iflah olmaz,altında uyuyan ahmak olur bıdı bıdı...Halbuki incir ağacının sıra dışı estetiğe sahip görünümü,sadece meyve değil mükellef bir tatlı olan yemişleri,yemişlerin rahiyası,ağızdaki çıtırtısı,zeytin ağacıyla kombinasyonu baş döndürücüdür.İncir ağacının eşsiz güzelliği ve bereketi kadri-kıymeti bilinmemiş bir dilberin batıl inanışlara kurban edilişi gibidir.
Ocağımıza dikilen incir ağacının ise, müsebbibi bellidir:
Anadoluda incir kuşları terkedilmiş evlerin bacalarına yuva yaparmış.Dolayısıyla yuvalarını şenlendirdikleri incir meyvelerinin tohumları bolca,toprak zeminli ocağa dökülür,filizlenirmiş.Güçlü kökleri ve yayılmacı kimliği böylece adını istilacıya çıkarmış.Tüm kötülükler adına atfedilmiş.Oysa sadece doğasını yaşıyor.Kargaların ceviz ağacının soyunun devamı için yaptıklarını ,incir kuşları da incir ağaçları için yapıyor çok şükür:)
Aslında 15 günlük hava tahmin raporuna bakmasaydım bu postu zamanı geçti diye yayınlamayacaktım.Lakin markette hala incir olduğunu ve havaların ısınacağını görünce incir pestili yapma deneyimimi paylaşmak istedim.Çünkü muhteşem oldu,mahrum olun istemem:)İncir gerçekten çok yararlı bir meyve.Evet kışın kurusu var,lakin benim gibi kükürt kokusu sizi rahatsız ediyorsa muhakkak,incir pestilini denemelisiniz.
  Başlangıçta amacım incir reçeli yapmaktı.Erik pestilleri o kadar başarılı oldu ki,neden bunu da kurutmayayım dedim.Ve de kuruttum.Tadı,çıtırtısı damağınıza,söz bitti dedirtiyor.

MALZEMELER:
2 kilo incir
1/2 çay bardağı şeker
1 çay kaşığı limon tuzu

YAPILIŞI:
1)İncirleri soyup,ikiye bölüyoruz
2)Yayvan bir tencerede incirlere şekeri ve limon tuzunu ilave edip kısık ateşte pişiriyoruz.
3)İncirler sulanıp dağıldıktan sonra ateşi açıp bir çatal yardımıyla eze eze reçel kıvamına getirip,ateşi kapatıyoruz.(Bu aşamada da fotoğraf çekeydim iyiydi) 
4)Soğuyunca yağlı kağıda serip havadar bir yerde kurutuyoruz.

   Genellikle hazır pestillerde nişasta var(hatta meyve aromalı nişasta pestilide denilebilir).Evde yaptığımız incir 
pestilinde ise,
  sıfır nişasta ve kükürt kokusu var.
   Kış için hem sağlıklı,hem de çok lezzetli   bir atıştırmalık,oldu.Sadece çıtırtısı için bile denemeye değer.
Sevgiyle afiyette kalın inşaALLAH...

3 Ekim 2013 Perşembe

METAL KUTU BOYAMA VE SUYUN HAFIZASI

Masaru Emoto 1943 doğumlu bir alternatif tıp uzmanı.Nam-ı diğer okunmuş suyun faydasını parlatıp,sitesinde hatırı sayılır bir meblağa satan Japon girişimci:)."Su Kristallerinin Mucizesi" kitabında özetle:Suyun canlı olduğunu ve su moleküllerinin duyguları anladığından söz ediyor.Bunun için oldukça etkileyici veriler sunmuş.Kar taneleri eşsizdir,birbirine benzemez,bu ezberimizde zaten var.Ezberimizi bozan,Masaru tüm kar kristallerinin mükemmel dokuda olmadığını idda ediyor.Yaptığı çalışmaların birinde,dünyanın çeşitli yerlerinden alınan su örneklerini kristlize ettiklerinde:Temiz sular mükemmel kristalize olurken,kirli sular çirkin ve bulanık kristalleşiyor.
Okunmuş su mevzuna gelince:Aynı kaynaktan iki bardağa su doldurup,birine aşk sözcükleri fısıldarken;diğerine nefret sözcükleri fısıldıyorlar.Sonuçta aşk üfürülen su muhteşem;nefret üfürülen su ise çirkin ve bulanık kristalleşiyor.
Burdan alınacak çok önemli bir ders var:Vücudumuzun %70'ı su.Ve bizi duyuyor:)ona ne söylediğiniz önemli.
Masaru Emoto'nun iddalarının bilimsel bir dayanağı olmasa da biz dünyalılar cemaatini heyecanladırmayı başardığı kesin.
Masaru Emoto'ya kimse inanmasa da ben bütün kalbimle inanıyorum.(Büyüksün Masaru:)Kesinlikle vücudumuz bizi duyuyor.
Ona aşk sözcükleri fısıldadığımda,içimde dans eden küçük bir kızın vardığını hissedişim  öyle boşu boşuna değilmiş anlayacağınız:)
    Gerçi beni suyun hafızasından çok her dilde aşk sözcüklerini biliyor olması,
 daha çok etkiledi:)
Bursa'da üç gündür güneşi görmedik,güneş duasına çıkasım var.Sürekli yağmur yağıyor.Haa  bir Rizeli olarak ben yağmuru delice severim.Lakin istiyorum ki,yağmur hep güneşli günlerde yağsın,ardından gökkuşağı ufka tünesin.Damarlarımda kelebekler uçarken, ben ağzım kulaklarımda yaşayayım.Ama neylersiniz Rabbimin rahmeti hep güneşli günleri seçmiyor.Karanlık günlerde de kendime aşk sözcükleri fısıldayarak,kendi kendimin güneşi oluyorum.Vee gerçekten işe yarıyor;vücudumuz bizi duyuyor.Etrafımda ki herkes kapalı havaların kendilerini depresif yaptığını idda ederken,benim içimde sürekli dans etmemi başka neyle açıklayabilirim.Bana her günü aşkla yaşama sevincini bahşedene sonsuz teşekkürler.Başka ne mi yapıyorum?Metal kutu boyamaya devam ediyorum:)
 Bu kutu,2 kiloluk bir peynir kutusuydu. Makinam eski,fotoğraflar çok iyi çıkmıyor. Öyle güzel oldu ki,attığım tüm metal kutular adına ondan özür diledim:)Şimdi benim hobi malzemelerime ev sahipliği yapacak.
    Bu kutu Marmara Birlik zeytin kutusu, 
onun da  boyanınca performansı çok başarılı aklınızda bulunsun.
Bu kurabiye kutusunun boyası deforme olmuştu,ona da dokundum,çok cici oldu :)
 
Vee tüm boyadığım metal kutuların aile pozu:)
En üsteki kutular Bim'de satılan bir konservenin kutuları.Onlara bayılıyorum.Lakin transyağ içerdiği için hiçbir şekilde çiçek yağı kullanmadığımdan,ben alamıyorum.Ancak alan birileri olduğunda kutularını sahipleniyorum.İğne ve düğme kutusu olarak ailemize katıldılar.Metal kutuların ikisi önceden boyamıştı:Burda.
Hepsini Folkart enamel boyayla boyadım.Desenlerin hepsi peçete dekupajı.
En güzel aşk şarkılarını kendinize fısıldamanız dileğiyle...
Hoşçakalın,herşey gönlünüzce olsun...